D Vitamini Eksikliğinin Yorgunluktan Demans Riskine Uzanan Etkileri
Düzenleyen: Olga Samsonova
Hormon benzeri işlevlere sahip olan D vitamini, kemik metabolizması, bilişsel fonksiyonlar ve bağışıklık sistemi dahil olmak üzere vücudun pek çok sistemini kritik düzeyde etkilemektedir. Son araştırmalar, özellikle yaşlı kadınlarda görülen şiddetli D vitamini eksikliği ile yorgunluk şiddeti arasında doğrudan nedensel bir ilişki olduğunu kesinleştirmektedir. Bu vitaminin yetersizliği, bağırsakların temel mineraller olan kalsiyum ve fosforu emme kapasitesini sekteye uğratarak kaslarda zayıflığa ve ağrılara yol açabilmektedir.
Türkiye gibi güneşli bölgelerde dahi yetersiz güneşlenme, güneş koruyucu kullanımı veya emilim bozuklukları nedeniyle D vitamini eksikliği yaygın bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkmaktadır. Bilimsel veriler, D vitamininin sadece kemik sağlığıyla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda saç büyümesi düzenlemesi ve ruh hali dengesi üzerinde de belirgin etkilere sahip olduğunu göstermektedir. Daha endişe verici bulgular ise, ciddi D vitamini yoksunluğunun, bunama (demans) riskinin artmasıyla ve beyin hacminde küçülme ile nedensel olarak bağlantılı olduğunu işaret etmektedir. Bazı popülasyonlarda, normal D vitamini statüsünün sağlanmasıyla demans vakalarının yüzde 17’sine kadarının önlenebileceği öngörülmektedir.
Nörologlar, D vitaminini geleneksel olarak kalsiyum ve kemik sağlığı ile ilişkilendirse de, unutkanlığın gençlerdeki en önemli nedenlerinden biri olabileceğini belirtmektedir. Uzm. Dr. Nazan Eryiğit’e göre, yorgunluk, sürekli uyuma isteği ve dinlenememe gibi durumlar D vitamini eksikliğinin nörolojik belirtileri arasında yer almaktadır. Tespitlere göre, şiddetli D vitamini eksikliği olan bireylerde demans riskinin yüzde 100’den fazla arttığı, ılımlı eksiklikte ise bu artışın yüzde 50 civarında olduğu belirlenmiştir. D3 vitamini, Alzheimer hastalarının beyinlerindeki amiloid plakların temizlenmesi gibi nöroprotektif etkilere de sahiptir.
Sağlık profesyonelleri, optimal D vitamini seviyelerinin korunmasının genel sağlık ve iyilik hali için hayati önem taşıdığı konusunda hemfikirdir. Yetişkinler için genellikle günlük 1.000 ila 2.000 Uluslararası Birim (IU) takviye önerilirken, Dünya Sağlık Örgütü yaşa bakılmaksızın yetişkinler için 400-800 IU/gün önermektedir. Uzmanlar, yağda çözünen bir vitamin olması nedeniyle, kan testi ile durumun belirlenmesi ve olası hiperkalsemi gibi yan etkilerden kaçınılması amacıyla yüksek dozların hekim onayı olmadan reçetesiz kullanılmaması gerektiği konusunda uyarı yapmaktadır. Yağda çözünen A, E, D ve K vitaminlerinin etkilerini gösterebilmeleri için tok karnına alınması tavsiye edilmektedir.
D vitamini, vücutta deride güneş ışınları aracılığıyla sentezlenir ve bu nedenle halk arasında 'güneş vitamini' olarak da anılır. Faktör 15 veya üzerindeki güneş koruyucu kremlerin kullanımı, güneş ışınlarının deriye ulaşmasını yüzde 99 oranında engelleyerek D vitamini oluşumunu tamamen durdurabilir. Beslenme kaynakları arasında yağlı balıklar, yumurta sarısı, karaciğer, mantar ve otla beslenen hayvanlardan elde edilen tereyağı ve peynir bulunmaktadır. D vitamini eksikliğinin önlenmesinde B12 vitamini ile birlikte ele alınması gerektiği de vurgulanmaktadır; zira bu vitaminlerin yeterli düzeyde alımı, bilişsel gerileme riskini azaltmada kritik bir rol oynamaktadır. Yağ dokusunda 3-4 ay yetecek kadar depolanabilen D vitamininin doğru seviyelerde tutulması, nöromüsküler fonksiyonların iyileşmesine de katkı sağlamaktadır.
5 Görüntülenme
Kaynaklar
Internewscast Journal
University of South Australia
The London Osteoporosis Clinic Editorial Team
MedPodLA - Daniel, Ghiyam MD - Beverly HIlls CA 90210 - A4M
Dr. Raj Dasgupta (2026) - Sleep Advisor
Bu konudaki diğer haberlere göz atın:
Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.
