Gizemli bir patojen, dünya çapında deniz kestanelerinde kitlesel ölümlere yol açıyor ve mercan resiflerinin sağlığını tehdit ediyor.
Kanarya Adaları Deniz Kestanesi Popülasyonları Küresel Pandemi Ortasında Yerel Yok Oluş Tehlikesiyle Karşı Karşıya
Düzenleyen: Tetiana Martynovska 17
Küresel çapta yayılan bir deniz salgını, deniz kestanesi popülasyonlarında ciddi bir azalmaya yol açıyor. Yapılan son değerlendirmeler, bazı kritik bölgelerde türlerin neredeyse tamamen çöktüğünü teyit ediyor. Özellikle Kanarya Adaları'nın deniz ekosistemi için hayati öneme sahip olan *Diadema africanum* türü, 2023 anketlerinde belgelenen yaygın ölüm olaylarının ardından yerel yok oluşun eşiğine gelmiş durumda.
La Laguna Üniversitesi'nden doktora öğrencisi Iván Cano'nun öncülük ettiği araştırmalar, bu krizi detaylandırıyor. Kriz, 2022'nin başlarında La Palma ve La Gomera açıklarında gözlemlenen toplu ölümlerle başladı ve daha sonra takımadalar boyunca doğuya doğru yayıldı. Yedi ana ada genelinde yapılan görsel sayımlar, *D. africanum*'un yetişkin yoğunluklarında dramatik düşüşler ortaya koydu. Özellikle Tenerife'de 2021 rakamlarına kıyasla %99,66'lık bir azalma, La Palma'da ise %73,8'lik bir düşüş kaydedildi; bu veriler, izleme başladığından bu yana kaydedilen en düşük seviyeleri temsil ediyor.
Kanarya Adaları'ndaki bu yerel felaket, Karayipler, Akdeniz, Kızıldeniz ve Batı Hint Okyanusu'ndaki çeşitli *Diadema* türlerini etkileyen eş zamanlı kitlesel ölüm olaylarıyla paralellik gösteriyor. Bu durum, uluslararası bir araştırma ekibini olayı dünya çapında bir pandemi olarak sınıflandırmaya itti. 2022-2023 salgını, 2008 ve 2018'deki önceki olaylardan daha yıkıcı oldu; zira genç bireylerin yeniden çoğalması ve larva üretimi neredeyse tamamen durdu, bu da türün yaşam döngüsünde derin bir bozulma olduğunu gösteriyor.
*Diadema* cinsine ait deniz kestaneleri, alglerle beslenerek ekosistem mühendisleri olarak kritik bir rol oynarlar. Bu otçullar, hayatta kalmak için güneş ışığına ihtiyaç duyan hassas sert mercan yapılarının korunmasına yardımcı olurlar. Bu otçulların kaybedilmesi, etkilenen bölgelerde alg örtüsünde belirgin bir artış ve buna bağlı olarak sert mercan örtüsünde bir düşüşle ilişkilendirildi. Örneğin Karayipler'de, mercan örtüsünün rapor edildiği üzere yarı yarıya azaldığı ve alg örtüsünün %85 arttığı gözlemlenmiştir.
Tenerife'de popülasyon azalması %99,7'ye ulaşırken, 2023 boyunca tam bir çoğalma başarısızlığı yaşandı; tarihi yerleşim zirvesinden sonra hiçbir larva tespit edilemedi. Oşinografik veriler, anormal derecede yüksek enerjili güney dalgalanmalarının ve uzun süreli doğu akıntılarının La Gomera ve La Palma'daki ilk salgınlara katkıda bulunmuş olabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar, bu kilit otçullar olmadan, zaten zarar görmüş mercan resifleri için yapılan küresel iyileştirme çabalarının ciddi engellerle karşılaşacağı konusunda uyarıyorlar; bu durum, 1983'teki *Diadema antillarum* ölümlerinin ardından Karayipler'de yaşanan şiddetli faz değişimini anımsatıyor.
Temel tehdit ekolojik olmasına rağmen, Tenerife'deki *D. africanum* bireyleri başka çevresel çalışmaların da konusu olmuştur. 2022'de yapılan bir değerlendirme, 33 numunede mikroplastik içeriğini incelemiş ve yutulan maddelerin çoğunlukla selülozik, polipropilen ve polietilen tereftalat içeren mikro liflerden oluştuğunu ortaya koymuştur. Karayip salgınlarında şüpheli olan benzer bir patojen olan bir siliyat *Scuticociliate* paraziti de mevcut küresel ölümlerde rol oynamaktadır ve bu durum Pasifik Okyanusu'na potansiyel yayılma endişelerini artırmaktadır.
Kaynaklar
The Guardian
Frontiers in Marine Science
The Guardian
Oceanographic
ResearchGate
TPS
