D Vitamini Takviyesinin Biyolojik Yaşlanma ve Kardiyovasküler Risk Üzerindeki Etkileri İncelendi

Düzenleyen: gaya ❤️ one

Dağlarda şafakta yoga

2025 yılında yayımlanan araştırmalar, D vitamini takviyesinin insan ömrü belirteçleri ve kronik hastalıkların önlenmesi üzerindeki etkilerini önemli ölçüde vurgulamaktadır. Bu bulgular, genel sağlık stratejilerinde D vitamininin rolünü yeniden değerlendirme gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Harvard Tıp Fakültesi ve Brigham and Women's Hospital araştırmacılarının VITAL çalışması kapsamında yürüttüğü bir alt analiz, D vitamini takviyesinin hücresel yaşlanma mekanizmalarını doğrudan etkilediğini gösterdi. Bu kapsamlı VITAL deneyi, 50 yaş üstü erkekler ve 55 yaş üstü kadınlardan oluşan 25.871 katılımcıyı dahil etti ve beş yıl boyunca günlük 2.000 IU D vitamini veya plasebo uyguladı. Bu denemenin bir parçası olan VITAL Telomer alt çalışmasında, dört yıl boyunca günlük 2.000 IU D vitamini alan bireylerin beyaz kan hücrelerindeki telomer kısalma hızının, plasebo grubuna kıyasla belirgin ölçüde yavaşladığı saptandı. Bu koruyucu etki, biyolojik yaşlanmada yaklaşık üç yıllık bir yavaşlamaya eşdeğer kabul edilmektedir. Telomerler, kromozomların uçlarını koruyan ve hücre bölünmesiyle kısalan DNA dizileridir; bu kısalma, kanser ve kardiyovasküler hastalıklar gibi yaşa bağlı rahatsızlıklarla ilişkilidir. Araştırmacılar, D vitamininin bu faydasının temel olarak iltihaplanmayı baskılaması yoluyla gerçekleştiğini öne sürmektedir, zira kronik inflamasyon telomer kısalmasını hızlandıran ana faktörlerdendir.

Yaşlanma etkilerinin yanı sıra, D vitamini seviyelerinin kanser risk yönetimiyle olan bağlantısı da bilimsel literatürde yerini korumaktadır. Gastroenterology dergisinde yayımlanan bir gözlemsel çalışma, günde 450 IU D vitamini tüketen kadınların, günde 300 IU'dan az tüketenlere kıyasla erken başlangıçlı kolorektal kanser riskini önemli ölçüde azalttığını ortaya koydu; günlük 400 IU ve üzeri alım, riski %54 oranında düşürdü. Ayrıca, D vitamini seviyelerinin yüksek olmasının, kolorektal kanser teşhisi konmuş hastalarda hayatta kalma oranlarını artırabileceği belirtilmektedir. Prof. Dr. Metin Özata'nın analizlerine göre, D vitamini eksikliği kanser ölümlerinin %30'undan sorumlu olabilir ve meme, kolon, pankreas ile prostat kanserleriyle ilişkilidir.

Kardiyovasküler alanda, TARGET-D klinik denemesi, kişiselleştirilmiş dozajlamanın etkinliğini gösteren önemli bir ilerleme kaydetti. Bu randomize klinik çalışma, daha önce kalp krizi geçirmiş 630 hastayı Nisan 2017'den Mart 2025'e kadar takip etti. Çalışmanın temel amacı, kan D vitamini seviyelerini 40-80 ng/mL hedef aralığında tutmak için bireyselleştirilmiş D3 vitamini dozları uygulanan hastaların, ikinci bir kalp krizi riskini değerlendirmekti. Intermountain Sağlık Merkezi araştırmacılarının sunduğu sonuçlara göre, hedeflenen D vitamini seviyelerine ulaşan hastalarda tekrarlayan kalp krizi riski %52 oranında azaldı. Ancak, genel Majör Kardiyak Olaylar (MACE) oranlarında iki grup arasında anlamlı bir fark gözlenmedi.

Bu veriler ışığında, uzmanlar evrensel öneriler konusunda ihtiyatlı davranılması gerektiğini belirtmektedir. Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) genel günlük 600 IU önerisinin aksine, özellikle yüksek risk grubundaki bireyler için kişiselleştirilmiş ve gözetim altında takviye rejimleri önerilmektedir. Dr. JoAnn Manson, D vitamini takviyelerinin sağlıklı beslenme ve yaşam tarzının yerini tutmayacağını vurgulamaktadır. D vitamini metabolizmasının incelenmesi ise aktif formunun (kalsitriol) hücre farklılaşması, çoğalma ve apoptoz gibi hayati süreçlerde rol oynadığını göstermektedir.

15 Görüntülenme

Kaynaklar

  • La Razón

  • El Radar del Rejuvenecimiento

  • NGD

  • MDPI

  • Infobae

  • Cure Compass

Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?

Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.