Genetik Eğilimle Tetiklenen Can Sıkıntısının Duygusal Yeme Üzerindeki Metabolik Etkileri
Düzenleyen: Olga Samsonova
İspanya'da gerçekleştirilen yeni bir bilimsel inceleme, can sıkıntısının, aşırı şeker tüketimiyle eşdeğer düzeyde önemli bir metabolik risk faktörü olarak tanımlandığını ortaya koymuştur. Bu bulgular, duygusal durumların fizyolojik sağlık üzerindeki etkisinin ciddiyetini vurgulamaktadır.
Duygusal yeme davranışı, sıklıkla yüksek oranda işlenmiş gıdaların tercih edilmesiyle kendini gösterir ve bu durum, beynin hızlı bir dopamin salınımı arayışından kaynaklanmaktadır. Bu anlık haz arayışı, daha sağlıklı beslenme alternatiflerinin göz ardı edilmesine yol açarak beslenme kalitesinin düşmesine ve sonuç olarak kilo alımına zemin hazırlamaktadır. Motivasyonu sağlayan temel nörotransmiter olan dopaminin bu hızlı ödül döngüsü, sağlıklı gıdaların sağladığı daha kalıcı tatmin mekanizmalarını devre dışı bırakabilmektedir.
Özellikle İspanya'da yaşayan ve MTNR1B gen varyantını taşıyan bireyler için gece geç saatlerde atıştırmalık tüketimi, metabolik açıdan ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Bu genetik varyant, geç saatlerdeki besin alımının, sirkadiyen ritmin düzenlenmesinde kilit rol oynayan melatonin varlığıyla çakışması durumunda glikoz toleransını olumsuz etkilemektedir. Melatonin ile besin alımının çakışması, vücudun doğal biyolojik saatini bozarak pankreas gibi organların sirkadiyen ritimlerinin sekteye uğramasına, azalmış glukoz toleransına ve insülin sekresyonunda aksaklıklara yol açabilmektedir.
Bu tür duygusal tetiklenmiş yeme eğilimlerine karşı geliştirilebilecek stratejiler arasında, meyve ve sebzelerden elde edilen diyet lifi alımının artırılması önerilmektedir. Bu yaklaşım, kardiyovasküler risk altındaki 7.447 katılımcıyı inceleyen PREDIMED çalışmasının bulgularıyla desteklenmektedir. PREDIMED çalışması, sızma zeytinyağı veya kuruyemişlerle zenginleştirilmiş Akdeniz diyetinin, düşük yağlı diyete kıyasla majör kardiyovasküler olay riskini önemli ölçüde azalttığını göstermiştir. Bu diyet modeli, uzun süreli tokluğu teşvik ederek işlenmiş atıştırmalıklar için duyulan ani istekleri bertaraf etme potansiyeline sahiptir.
Uzmanlar, duygusal yeme döngüsünü kırmak için katı yeme düzenlerinin oluşturulmasını tavsiye etmektedir. Özellikle erken saatlerde akşam yemeği tüketimi gibi uygulamalar, gece boyunca süren doğal açlığı uzatmaya yardımcı olarak duygusal olarak tetiklenen gece atıştırmalıkları için fırsatları azaltır. Sirkadiyen ritmin bozulmasının obezite ve metabolik sendromlarla ilişkilendirildiğine dair insan çalışmaları mevcuttur. Ayrıca, serotonin gibi nörotransmitter sistemlerindeki dengesizliklerin hem yeme bozukluklarında hem de depresif bozukluklarda ortak bir biyolojik köprü oluşturduğu bilinmektedir; bu da duygusal açlığın, fiziksel açlıktan farklı olarak aniden ortaya çıktığını ve yüksek enerji yoğunluklu besinlere yönelttiğini göstermektedir. Bu bağlamda, duygusal yeme davranışını yönetmek, sadece besin seçimini değil, aynı zamanda yeme zamanlamasını da disipline etmeyi gerektiren bütüncül bir yaklaşım gerektirmektedir.
11 Görüntülenme
Kaynaklar
Xataka
EL PAÍS
Xataka
Canal Diabetes
ELLE
CIBEROBN
Bu konudaki diğer haberlere göz atın:
Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.