Omega-3 Takviyelerinde Balık Yağı Yerine Mikroalg Yağının Yükselişi

Düzenleyen: Olga Samsonova

Temel Omega-3 yağ asitleri olan Dokosaheksaenoik Asit (DHA) ve Eikosapentaenoik Asit (EPA) içeren takviye ürünlerinde, mikroskobik alg yağı bitki bazlı ana kaynak olarak öne çıkmakta ve geleneksel balık yağının yerini almaya başlamaktadır. Bu değişim, hem artan sağlık bilinci hem de okyanus ekosistemlerinin korunmasına yönelik küresel gereklilikler tarafından desteklenmektedir. Algler, deniz besin zincirinde birincil Omega-3 üreticileri olarak kabul edilmekte ve bu durum, onları sürdürülebilir bir alternatif olarak konumlandırmaktadır.

Mikroalg yağı üretimi, kapalı biyoreaktör sistemleri içerisinde gerçekleştirilmektedir. Bu kontrollü ortam, ağır metaller gibi okyanus kaynaklı kirleticilerden arınmış, tüketiciler için daha güvenli bir nihai ürün garantisi sunmaktadır. Geleneksel Omega-3 kaynakları deniz kökenlidir; balık yağı, kril yağı ve morina karaciğeri yağı bu kategoride yer alır. Soğuk su balıkları (uskumru, ringa, somon) Omega-3 açısından zengin olsa da, denizlerdeki ağır metal kirliliği bu kaynakları potansiyel olarak riskli hale getirmektedir. Alg yağı ise fermantasyon yoluyla üretilerek bu çevresel riskleri ortadan kaldırmaktadır.

Teknolojik ilerlemeler ve üretim ölçeklerinin artırılması, alg yağının maliyetlerini düşürme eğilimindedir ve bu durum sürdürülebilir alternatife olan adaptasyonu hızlandırmaktadır. Alg segmenti, genel Omega-3 pazarında en hızlı büyüyen alan olarak dikkat çekmektedir. Sektördeki girişimler, bu değerli yağı bitki bazlı içecekler gibi ana akım gıda maddelerine entegre etmeye odaklanmıştır. Örneğin, Kahramanmaraş/Pazarcık-Narlı'da planlanan bir yatırımın yıllık 750 ton alg yağı-Omega-3 kapasitesine ulaşması hedeflenmekte ve yatırım tutarı 4.400.000 $ olarak öngörülmektedir.

Araştırmalar, yosun yağının balık yağından daha fazla Omega-3, özellikle de beyin sağlığı ve fetal gelişim için kritik olan DHA içerdiğini göstermektedir. Ayrıca, yaşam döngüsü analizleri, mikroalg bazlı üretimin iklim üzerindeki etkisinin balık yağına kıyasla %30 ila %40 daha düşük olduğunu ortaya koymaktadır. Nofima'dan Marie Lillehammer liderliğindeki çalışmalar, seçici yetiştirme ile mikroalglerin Omega-3 içeriğinin artırılabileceğini, bir nesilde %8,8'lik bir artış sağlandığını ve genetik faktörlerin Omega-3 üretiminin %18'ini belirlediğini göstermiştir.

Omega-3 takviyesi seçiminde, kalp, göz ve bilişsel sağlık için hayati öneme sahip olan EPA ve DHA içeriğine odaklanmak esastır. Dr. Alex Richardson gibi alandaki bilim insanları, piyasadaki pek çok takviyenin yeterli EPA ve DHA içermediği konusundaki endişelerini dile getirmiştir. Alg yağı, hayvansal bileşen gerektirmeden doğrudan DHA sağlayarak, vejetaryen ve vegan bireylerin EPA-DHA gereksinimlerini karşılamaları için Academy of Nutrition and Dietetics tarafından önerilen bir vegan Omega-3 takviyesi seçeneği sunmaktadır. Kapalı tank üretimi, mikroplastik ve perflorlu bileşik bulaşması riskini ortadan kaldırdığı için gebeler ve bebekler için belirlenen güvenli üst sınır olan 1 g DHA alımında dahi güvenlik sunmaktadır.

8 Görüntülenme

Kaynaklar

  • Ad Hoc News

  • Straits Research

  • dsm-firmenich Health, Nutrition & Care

  • VitaMoment

  • FormMed

  • Global Market Insights Inc.

Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.