Miso'nun Radyoprotektif ve Anti-Kanser Potansiyeline Bilimsel Bakış

Düzenleyen: Olga Samsonova

Geleneksel fermente soya ürünü olan miso, özellikle 9 Ağustos 1945'te Nagasaki'ye atom bombası atıldıktan sonra gözlemlenen anekdotsal kanıtlar ışığında, potansiyel radyoprotektif özellikleri nedeniyle bilimsel incelemeye tabi tutulmaya devam etmektedir.

Olay sırasında atom bombasının merkez üssüne yaklaşık 1,4 km mesafede bulunan Uragami Daiichi Hastanesi'nde görevli doktor Tatuichiro Akizuki ve 70 tüberküloz hastası, akut radyasyon hastalığı belirtileri göstermemiştir. Dr. Akizuki, bu durumu günlük olarak wakame deniz yosunu ile hazırlanan miso çorbası tüketimine bağlamıştır. Bu gözlemler, miso'nun hücre hasarına karşı koruyucu etkilerini araştıran deneysel çalışmaları tetiklemiştir.

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, fermantasyon süresinin etkinliği belirlemede kritik bir rol oynadığını ortaya koymuştur. Özellikle 180 günlük fermantasyon süresine sahip misodan elde edilen bileşiklerin, iyonlaştırıcı radyasyona maruziyet sonrası hayvan modellerinde DNA ve bağırsak epiteli üzerinde en etkili korumayı sağladığı tespit edilmiştir. Farklı bölgelerden temin edilen çeşitli miso türlerinin karşılaştırılması, daha uzun süreli fermantasyonun radyasyona karşı hayatta kalma oranlarını artırmada en belirgin etkiyi gösterdiğini doğrulamıştır.

Miso'nun faydaları radyasyon korumasıyla sınırlı kalmamaktadır; içerdiği genistein adlı izoflavon bileşiği sayesinde anti-kanser potansiyeli de sergilemektedir. Genistein'in farelerde akciğer, sıçanlarda meme ve karaciğer tümörlerinin gelişimini baskılamada etkili olduğu ve tümörlerin kanlanmasını (anjiyogenez) engelleyerek etki gösterdiği düşünülmektedir. Ayrıca, genistein'in meme kanseri hücreleri (MCF-7) üzerinde baskılayıcı etkileri olduğu ve prostat kanseri hücrelerinde değişiklikler yarattığına dair çalışmalar mevcuttur.

Fermente soya ürünlerinin tüketimi ile meme kanseri riski arasında ters bir ilişki olduğuna dair epidemiyolojik veriler de bulunmaktadır. Miso'nun içerdiği sodyumun, tek başına sodyum klorür (NaCl) ile karşılaştırıldığında kan basıncını yükseltmediği bazı hayvan modellerinde gözlemlenmiştir. Örneğin, %2,3 oranında NaCl içeren bir diyetteki sıçanların kan basıncı yükselirken, aynı oranda sodyum içeren miso ile beslenen sıçanlarda kan basıncının stabil kaldığı rapor edilmiştir. Bu durum, miso içindeki sodyumun, NaCl'den farklı bir davranış sergilediği varsayımını güçlendirmektedir.

Ek olarak, fermente soya ürünlerinin tüketiminin beyin sağlığının korunmasıyla ilişkilendirildiği ve probiyotik özellikleri sayesinde bağırsak sağlığını destekleyerek beyin-bağırsak ekseni üzerinden zihinsel sağlığa olumlu katkıları olabileceği modern araştırmalarla desteklenmektedir. Bu çok yönlü etkileşimler, miso'nun geleneksel beslenmedeki önemini modern bilim ışığında yeniden konumlandırmaktadır.

3 Görüntülenme

Kaynaklar

  • Net.hr

  • PMC

  • SciSpace

  • Alive+Fit

  • ResearchGate

  • Rethinking the Water-Salt Relationship Through Miso and Miso Soup: Exploratory Perspectives on Their Possible Roles in Cancer and Radiation Therapy

Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.