
Beslenme Eğilimleri İşlenmiş Gıdalardan Uzaklaşıp Gıda Kalitesine Odaklanıyor
Düzenleyen: Olga Samsonova

Küresel sağlık otoriteleri, beslenme düzenlerinin vasküler sağlık ve kronik hastalık riski üzerindeki belirleyici etkisine dikkat çekerek, odak noktasını basit kalori sayımından gıdanın niteliğine kaydırmaktadır. Bu değişim, Batı tipi beslenme alışkanlıklarında belirgin olan lif ve tam bitkisel gıdalardaki yetersizliği ve buna karşın doymuş yağlar ile ilave şeker tüketimindeki fazlalığı vurgulamaktadır.
NOVA gıda sınıflandırmasına göre Kategori-4 olarak tanımlanan ultra işlenmiş ürünler; gazlı içecekler, paketlenmiş atıştırmalıklar, yeniden yapılandırılmış hayvansal ürünler (salam, sosis gibi), önceden hazırlanmış ve dondurulmuş gıdaları kapsamaktadır. Bu ürünler, kolay ulaşılabilirliği, ucuzluğu ve çekici lezzeti nedeniyle yaygınlaşmış olup, obezite, Tip 2 diyabet, kardiyovasküler rahatsızlıklar ve kanser gibi morbidite ve mortaliteyi artıran sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilmektedir. Endüstriyel olarak üretilen işlenmiş etler, Avrupa Birliği'nde izin verilen nitrit seviyelerinde kısıtlamalarla karşı karşıya kalmış, bu durum tütsülenmiş tofu gibi bitki bazlı alternatiflerin teşvik edilmesine yol açmıştır.
Washington Üniversitesi Sağlık Ölçümleri ve Değerlendirme Enstitüsü'nün (IHME) 4 milyondan fazla katılımcıyla yaptığı araştırmalar, günde sadece 50 gram işlenmiş et tüketiminin bile Tip 2 diyabet riskini %30, kolorektal kanser riskini %26 ve iskemik kalp hastalığı riskini %15 artırabildiğini göstermektedir. Bu veriler, az miktarda dahi olsa bu ürünlerin tüketiminin risk oluşturabileceği yönündeki inanışı sorgulamaktadır. Ticari olarak üretilen fırın ürünleri ve yüksek şekerli içecekler, insülin direncinin artmasına katkıda bulunurken, Harvard Üniversitesi'nin 30 yıllık araştırması da işlenmiş etler ve yapay tatlandırıcılı içeceklerin damar tıkanıklığı ve felç riskini artırdığını ortaya koymuştur.
Uzmanlar, bu tür ürünler yerine tam tahıllar kullanarak evde hazırlanan mamulleri ve doğal tatlandırıcıları önermektedir. Sık fast food tüketimi hipertansiyon ile ilişkilendirilmiş olup, evde hazırlanan öğünlerin besin değerini önemli ölçüde yükselttiği belirtilmektedir. Metabolik bozukluklarla korelasyon gösteren aşırı ilave şeker alımına karşı, lif içeriği yüksek olan tam meyvelerin doğal tatlılık sunduğu vurgulanmaktadır. Diyet lifi, sindirim sisteminden değişmeden geçerek kolesterolü düşürme, kan şekerini kontrol altına alma ve kabızlığı önleme gibi faydalar sunmaktadır. Hububat tanelerinin dış katmanlarında ve meyve-sebzelerin dış kabuklarında yoğunlaşan lifli gıdaların tüketiminin artırılması, genel sağlık bakımından kritik öneme sahiptir.
Sonuç olarak, beslenme alanındaki genel kanı, uzun vadeli sağlık sürdürülebilirliği için ultra işlenmiş gıdaların tüketimini azaltma ve bunun yerine tam, bitkisel kaynaklı gıdalara ağırlık verme yönündedir. Bu yaklaşım, sadece kronik hastalık riskini düşürmekle kalmayıp, bağırsak mikrobiyotasını olumlu etkileyerek genel sağlığı desteklemektedir. Uluslararası düzeyde, bu etkileri azaltmak amacıyla yeni beslenme politikaları ve kılavuzlarının geliştirilmesi gerektiği yönünde bir fikir birliği bulunmaktadır.
25 Görüntülenme
Kaynaklar
Plantbased Telegraf
The Guardian
HHS, FDA and USDA Address the Health Risks of Ultra-Processed Foods
Congress Says Dietary Guidelines Needed for Americans with Chronic Disease
Nutrition for Healthspan Initiative Trends for 2025 - Global Wellness Institute
Bu konudaki diğer haberlere göz atın:
Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.



