Epidemiyolog Spector: Kahvenin Mikrobiyom ve Kalp Sağlığına Faydaları
Düzenleyen: Olga Samsonova
Epidemiyolog Tim Spector, uzun süredir devam eden tıbbi şüpheciliğin aksine, kahvenin sindirim sistemi ve kardiyovasküler sağlık için önemli bir destekleyici olduğunu vurguluyor. King's College London'da genetik epidemiyoloji profesörü olan Spector, kahvenin artık bir 'sağlık içeceği' olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtiyor. Geçmişte kahvenin kalp sağlığına zararlı olduğu yönündeki yaygın kanının, daha kapsamlı araştırmalarla çürütüldüğünü ifade eden Spector, kahve tüketenlerde kalp hastalığı riskinin %15'e kadar düştüğünü aktarıyor. Bu yeni anlayış, beslenme bilimindeki mevcut paradigma değişimini yansıtıyor.
Kahve, yapısında çözünür lif ve polifenoller gibi biyoaktif bileşikleri barındırır. Bu bileşenler bağırsak ortamında prebiyotik görevi görerek daha zengin ve çeşitli bir bağırsak mikrobiyotası gelişimini destekliyor. Araştırmalar, düzenli kahve tüketen bireylerde, kalp ve beyin sağlığıyla ilişkilendirilen faydalı bir bakteri olan Lawsonibacter asaccharolyticus'un bolluğunun arttığını gösteriyor. Hatta kafeinsiz versiyonlarda bile bu faydaların gözlemlendiği rapor edilmiştir. Kahvenin bu prebiyotik etkisi, bağırsak florasını besleyerek genel metabolik sağlığa ve bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkıda bulunuyor.
Düzenli kahve tüketimi, sadece bağırsak çeşitliliğini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda kronik hastalık riskini de azaltma potansiyeli taşıyor. Yapılan çalışmalar, kahve içenlerde Alistipes ve Faecalibacterium gibi yararlı türlerin sayısının yükseldiğini, buna karşın bağırsak sorunlarına yol açabilen Erysipelatoclostridium bakterisinin seviyelerinin düştüğünü ortaya koymuştur. Ayrıca, kahvedeki klorojenik asit gibi antioksidanlar, hücreleri serbest radikallerin zararlı etkilerinden koruyarak enflamasyonu azaltmaya yardımcı oluyor. Bu antioksidan etkileşimler, damar bütünlüğünü ve endotel fonksiyonunu destekleyerek kardiyovasküler faydaların temelini oluşturuyor.
Spector, bu faydalardan en üst düzeyde yararlanmak adına günlük tüketim miktarını iki ila dört fincan olarak öneriyor. Bu miktar, araştırmalarda kardiyovasküler hastalık riskinin en düşük olduğu aralıklarla örtüşüyor; günde 2-3 fincan tüketimin bu faydalar için ideal olduğu belirtiliyor. Ancak uzman, bu olumlu etkilerin korunması için kahvenin aşırı şeker veya ultra işlenmiş gıdalarla birlikte tüketilmemesi konusunda uyarıyor. Filtre kahvenin, lif içeriği açısından bir bardak portakal suyundan daha fazla lif sağlayabildiği ve bu lifin bağırsak mikroplarını beslediği de bilinen bir gerçektir. Kahvenin tarihsel algısı, 17. yüzyılda Avrupa'ya gelip bira ve şarabın yerini almasından sonra, 20. yüzyılda yüksek tansiyon ve kalp krizleriyle ilişkilendirilmesiyle değişmiştir. Güncel epidemiyolojik veriler, orta düzeyde tüketimin (günde 3-5 kupa), kanser veya kardiyovasküler hastalıklara bağlı ölüm oranlarını düşürdüğünü gösteriyor.
20 Görüntülenme
Kaynaklar
O Globo
ZOE
ELTIEMPO.com
Mundo Deportivo
Trendencias
Bu konudaki diğer haberlere göz atın:
Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.
