Annelerde Tükenmişliğin Temel Dinamikleri: İçsel Talepler ve Öz-Şefkat
Düzenleyen: Olga Samsonova
2026 yılına ait yeni analizler, annelerin yaşadığı derin tükenmişliğin temel sebebinin artık yalnızca takvimdeki yoğunluktan ibaret olmadığını, büyük ölçüde bireyin kendi içsel taleplerinden kaynaklandığını göstermektedir. Bu yıpranma hali, toplumsal beklentilerin ailevi sorumluluklara ve çocuk bakımına kişisel öz-bakımın önüne geçmesiyle derinleşmekte; bu durum, sosyal medyada sıkça karşılaşılan idealize edilmiş annelik portreleriyle keskin bir tezat oluşturmaktadır.
Bu sosyal baskı, annelerin sürekli olarak hem evdeki görevleri hem de kişisel beklentileri karşılaması gerektiği yönünde görünmez bir zorunluluk yaratmaktadır. Eğitimci ve yazar Diana Al Azem, bu mevcut krizi ele alırken, esnek, kişisel bakımına özen gösteren ve güçlü olma gibi ulaşılamaz 'esnek anne' idealini, zaman kıtlığının acımasız gerçekliğiyle karşılaştırmaktadır. 1977 doğumlu olan ve 'Adolescencia positiva' platformunun kurucusu olarak ergenlik dönemindeki ailelere destek sağlayan Al Azem, asıl engelin basitçe dolu bir program olmadığını, aksine bireyin kendi içine yönelik katı öz-yeterlilik beklentisi olduğunu savunmaktadır.
Al Azem, günlük yaşamın akışına 'mikro anlar' şeklinde öz-bakımı entegre etmeyi önermektedir; örneğin, yalnızca kendi sevdiği müziği sessizce dinlemek gibi kısa molalar bu kapsamda değerlendirilmektedir. Ayrıca, annelerin mükemmel bir dış görünüşü sürdürme baskısı ve idealize edilmiş ebeveynlik standartlarını karşılayamama suçluluğuyla ilişkilendirilen öfkeyi bastırma eğilimini meşrulaştırmaktadır.
Araştırmalar, öz-şefkatin, annelerin kendilerine karşı nazik olmalarını teşvik ederek ebeveyn sıkıntısını azaltabileceğini ve ruh sağlığı sonuçlarını iyileştirebileceğini ortaya koymaktadır. Etkili başa çıkma yöntemleri, diğer annelerden oluşan destekleyici akran grupları veya 'kabileler' içinde bağlantı kurma ve kırılganlığı paylaşma üzerine odaklanmaktadır. Bu ortak deneyim, kişisel kimliği geri kazanmanın çocukların esenliğinden ödün vermek anlamına geldiği yönündeki yaygın kanıyı yıkarak rahatlama sağlamaktadır.
Engelli çocuğu olan anneler üzerine yapılan bir çalışmada, öz-şefkatin, psikolojik dayanıklılık ve sosyal desteğin, öznel iyi oluşun varyansının %79'unu açıkladığı tespit edilmiştir. Bu bulgu, her şeyi başaramamanın bazen kabul edilebilir olduğunun altını çizmektedir. Sürekli stres altında kalmak ve yoğun duygusal taleplere maruz kalmak, anneleri tükenmişlik riskine sokmaktadır; bu durum, bir meslek olmasa da, çocukların yaşamına yön vermede birincil sorumlu olmaktan kaynaklanır.
Annelerin zihinsel ve fiziksel tükenme hali, sosyal ağlardan kopma ve sevdikleri aktivitelere karşı zevk kaybı gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Kendi sınırlarını kabul etmek ve destek sistemleriyle iletişim kurmak, bu döngüyü kırmanın anahtarı olarak öne çıkmaktadır.
11 Görüntülenme
Kaynaklar
EL PAÍS
Plataforma Editorial
Casa del Libro
EL PAÍS
Magisnet
Google Play
Bu konudaki diğer haberlere göz atın:
Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.



