Trump'ın Venezuela ve Grönland Açıklamaları NATO Müttefiklerinde Ciddi Endişe Yarattı

Düzenleyen: Tatyana Hurynovich

Ocak 2026'da, ABD Başkanı Donald Trump'ın Venezuela ve Grönland üzerindeki egemenlik iddiaları, uluslararası alanda önemli bir jeopolitik gerilime neden oldu. Bu durum, özellikle Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun 3 Ocak 2026'da ABD güçleri tarafından gözaltına alınmasının hemen ardından, Trump'ın 9 Ocak 2026'da yaptığı sert açıklamalarla tırmandı. Trump, Venezuela'nın artık ABD kontrolünde olduğunu iddia ederken, Grönland konusunda da Rusya veya Çin'in etki alanına girmesini engellemek amacıyla adayı "isterlerse kolay yoldan isterlerse zor yoldan" alacaklarını belirtti. Bu açıklamalar, uluslararası normlara ve müttefiklik ilişkilerine yönelik ciddi bir meydan okuma olarak değerlendirildi.

Venezuela'daki operasyon, 3 Ocak 2026 Cumartesi günü gerçekleşti ve ABD Başkanı Trump, bu çaplı eylemi bizzat duyurdu; Maduro ve eşi Cilia Flores'in yakalanarak ülkeden ayrıldığı bildirildi. ABD Genelkurmay Başkanları Birleşik Komitesi Başkanı General Dan Cain, operasyonun yaklaşık bir aylık gizli hazırlığın ardından, 2-3 Ocak gecesi, uygun hava koşullarında gerçekleştirildiğini açıkladı. Maduro'nun yakalanmasının ardından ABD'nin Venezuela'yı süresiz olarak yöneteceğini ve ülkenin petrol rezervlerine erişim sağlayacağını belirten Trump, Amerikan şirketlerinin sektöre yatırım yapacağını ifade etti. Bu tek taraflı askeri eylem, uluslararası hukukun temellerini zedelediği gerekçesiyle hem müttefikler hem de rakipler tarafından tehlikeli bir emsal olarak görüldü.

Grönland konusundaki Trump'ın tutumu ise Danimarka ve Avrupa'yı alarma geçirdi. Trump, 4 Ocak'ta The Atlantic'e verdiği demeçte, Grönland'a ulusal güvenlik açısından kesinlikle ihtiyaç duyulduğunu ve adanın Rus ve Çin gemileriyle çevrili olduğunu savundu. Grönland'ın Danimarka Krallığı'na bağlı özerk bir bölge olması ve Danimarka'nın NATO üyesi olması nedeniyle bu durum, NATO'nun istikrarı üzerine ciddi sorular doğurdu. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ABD'nin ilhak tehditlerinin NATO'nun sonunu getirebileceği uyarısında bulundu. Ayrıca, Danimarka medyası, 1952 tarihli gizli bir askeri kararı gün yüzüne çıkardı; bu karara göre Danimarka Silahlı Kuvvetleri, ulusal topraklara yönelik bir saldırı durumunda, resmi bir savaş ilanı veya hükümetten emir gelmese dahi derhal karşılık verme yetkisine sahip bulunuyor.

Grönland liderliği, ABD'nin bu tür iddialarına karşı net bir duruş sergiledi. Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen ve dört diğer parti lideri, ortak bir bildiri yayınlayarak ABD kontrolünü kesin bir dille reddetti ve adanın geleceğinin yalnızca Grönland halkı tarafından belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Grönland'ın kendi kaderini tayin etme arzusu, 2009'da kabul edilen bir anlaşma ile bağımsızlık hakkının resmen tanınmasıyla güçlenmiş durumdadır. 2025'te yapılan bir ankete göre Grönland halkının yüzde 85'i ABD topraklarına katılma fikrine karşı çıkıyor.

Avrupa'daki müttefikler de duruma endişeyle yaklaştı. Birleşik Krallık, Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, İspanya ve Danimarka dahil olmak üzere birkaç NATO ülkesi, Grönland'ın geleceğinin sadece Danimarka ve Grönland'a ait olduğunu belirten ortak bir açıklama yaptı. Analistler, Trump'ın bu adımlarının, ABD'nin jeopolitik önceliklerinin değiştiği ve NATO'nun ortak tehdit algısının çöktüğü bir dönemde, ittifakın temelini test ettiğini belirtiyor; zira ABD için ana rekabet alanının artık Asya-Pasifik olduğu ve Avrupa güvenliğinin ikincil öncelik haline geldiği ifade ediliyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Danimarka ile gelecek hafta görüşeceklerini belirterek, askeri müdahale ihtimali hakkındaki soruları şimdilik geçiştirdi. Bu olaylar dizisi, ABD'nin tek taraflı eylemlerinin, uluslararası düzen ve transatlantik ittifakların geleceği üzerindeki etkilerini gözler önüne sermektedir.

10 Görüntülenme

Kaynaklar

  • Fox News

  • Fox News

  • SDG News

  • News On AIR

Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.