SORU: Gerçekten fotonlardan, yani ışık parçacıklarından mı oluşuyoruz? Günümüz kuantum fiziği, fotonların bir elektronun yüksek enerjili bir seviyeden daha düşük bir seviyeye geçişi sırasındaki enerji farklılaşmasıyla ortaya çıktığını savunur ve buna genellikle hidrojen veya helyum moleküllerini örnek gösterir. Fizikçilerle görüştüğümde, insanların fotonlardan oluşmadığına dair net bir cevap aldım. Peki, aslında ışık parçacıklarından meydana geldiğimizi bilimsel bir dille nasıl açıklayabilir ve kanıtlayabiliriz?

LEE'NİN CEVABI: Bu noktada kavramlarda bir değişikliğe gitmeniz gerekiyor, zira parçacık bağlamında bakıldığında fizikçilerin haklı olduğu söylenebilir. Şayet konuyu dalga fonksiyonları üzerinden ele alırsanız, "ışık" kavramı bambaşka bir anlam kazanır. Aynı şekilde, elektronların yanı sıra hidrojen ve helyum atomları ya da moleküllerine dair yaklaşımlar da tamamen değişecektir.
Dalga, enerji ve bilgi temaları incelendiğinde, tüm bu tanımlar aslında her şeyi bünyesinde barındıran bir "ışık" fikrine doğru evrilir.
Bu aşamada bilim dünyası için en kritik mesele kütle konusu olarak kalmaya devam edecektir ki fiziğin bu noktada henüz ciddi eksikleri bulunmaktadır. Hatta bu eksiklikler o kadar belirgindir ki, yerçekimi etkileri hâlâ tam olarak açıklanamamakta, sadece kısmi olarak tanımlanabilmektedir.
Dolayısıyla "ışıktan oluştuğumuz" önermesini fizikçilere ancak dalga fonksiyonları ve kuantum mekaniği temelinde sunabilirsiniz; fakat bilimde zaman ve mekâna dair temel kavramların eksikliği nedeniyle, sonunda "vakum kuantizasyonu" çıkmazına toslarsınız.
Daha basit bir ifadeyle bilim, ışığı yalnızca sabit bir hızla hareket eden parçacıklar olarak görürken, siz muhtemelen ışık derken anlık olarak hareket eden bir şeyi kastediyorsunuz. Burada kelime anlamı itibarıyla bile bir çelişki doğmaktadır; zira bilimsel literatürde "hareket" ve "anlık" kavramları birbiriyle bağdaşmaz.
Günümüzde bu konuyu açıklamak için resmi olarak kabul gören tek kavram kuantum tünellemesidir. Bu "tüneller" boyunca "görünmez" bir şekilde hareket eden şey olarak ışık kavramını bir şekilde buraya dahil etmek mümkündür. Henüz keşfedilmemiş ancak potansiyel olarak var olan, "ışık öncesi" bir seviyeden bahsedilebilir.
Oysa asıl cevap, genel paradigmayı "bilgi olarak geometri" anlayışına kaydırdığımızda ortaya çıkar. Bilim dünyasında bu yönde şimdiden bazı kıpırdanmalar mevcuttur. Sonrasında geometrinin "ışığın formu" olduğunu hayal ederseniz, taşlar yerine oturmaya başlayacaktır.




