Yetişkinlerde Depresyon Riskini Azaltmada Uyku Başlangıç Zamanlamasının Önemi

Düzenleyen: Olga Samsonova

Son dönemde ABD'li yetişkinler üzerine yapılan psikoloji araştırmaları, belirli bir uykuya başlama zamanı ile depresyon olasılığının azalması arasında güçlü bir korelasyon bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu bulgular, sirkadiyen ritimlerin ruh sağlığının düzenlenmesindeki kritik rolünü bir kez daha vurgulamaktadır. Sirkadiyen ritim, vücudun fizyolojik ve biyolojik süreçlerini günlük döngüler halinde düzenleyen temel bir mekanizmadır ve melatonin ile kortizol gibi hormonların salınımını yöneterek duygudurum dengesini doğrudan etkiler.

2015 ile 2020 yılları arasındaki Ulusal Sağlık ve Beslenme İnceleme Anketi (NHANES) verilerinin detaylı analizi, uykuya başlama için en ideal pencerenin gece 22:00 ile 23:00 saatleri arasına denk geldiğini belirlemiştir. Bu referans aralığı, depresif semptomları rapor etme olasılığı en düşük olan grubu temsil etmektedir; bu grupta depresyon prevalansı %1,98 olarak saptanmıştır. Bu spesifik zaman diliminin altında yatan biyolojik nedenler, vücudun doğal ışık-karanlık döngüsüne en iyi uyum sağlama yeteneğiyle ilişkilidir; bu düzenin bozulması, anksiyete ve depresyon gibi ruh sağlığı sorunlarının seyrini olumsuz etkileyebilir.

Bu optimal pencerenin dışında, yani 01:00 ile 20:00 saatleri arasında uykuya başlayan yetişkinlerde, referans gruba kıyasla depresyon bildirme ihtimallerinin önemli ölçüde arttığı tespit edilmiştir. Özellikle 01:00 ile 20:00 arasındaki başlangıç saatleri, diğer değişkenler ayarlandıktan sonra depresif semptomlar için 2.39 kat daha yüksek risk oranı (OR) ile ilişkilendirilmiştir. Öte yandan, 20:00 ile 22:00 arasında uykuya dalanlarda da risk marjinal olarak daha yüksek bulunmuştur. Bu durum, uyku süresinin kendisi kadar, uykuya geçişin zamanlamasının da ruh sağlığı stratejileri için hayati bir parametre olduğunu göstermektedir.

Mevcut literatür, uyku süresinin yetersizliğinin (günde 6 saatten az) veya aşırı olmasının (günde 9 saatten fazla) depresyon riskini artırdığını göstermektedir. Ancak bu çalışma, zamanlamanın kendisinin, uyku süresi ve diğer değişkenler ayarlandıktan sonra bile bağımsız bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu, sadece yeterli süre uyumanın değil, aynı zamanda bu uykunun doğru biyolojik saat diliminde başlatılmasının da önemini pekiştirmektedir. Sirkadiyen ritim bozuklukları, jet lag veya vardiyalı çalışma gibi faktörlerle tetiklenebilir ve bu durum metabolik reaksiyonları ve hormon dengesini etkileyebilir.

Bu bağlamda, ruh sağlığı müdahaleleri, bireyselleştirilmiş bakım yaklaşımlarını benimseyerek, hastaların sadece uyku hijyeni alışkanlıklarını değil, aynı zamanda uykuya başlama saatlerini de hedef almalıdır. İran'da yapılan bir çalışma, Gecikmiş Uyku Evresi Bozukluğu (DSPD) olan gençlerde Psikolojik Sıkıntı (PD) miktarının anlamlı derecede yüksek olduğunu bulmuştur. Sonuç olarak, 22:00-23:00 aralığındaki uyku başlangıcı, depresyon riskinin en düşük olduğu bir zaman dilimi olarak belirlenmiştir ve bu bilgi, halk sağlığı politikaları ile klinik uygulamalarda proaktif önleyici tedbirlerin tasarlanması için yeni bir yön sunmaktadır.

12 Görüntülenme

Kaynaklar

  • Scienmag: Latest Science and Health News

  • Annals of General Psychiatry

  • ResearchGate

  • PMC - NIH

  • Atlantis Press

  • Frontiers

Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.