Orucun Öz Düzenleme ve Duygusal Kontrol Mekanizmalarını Güçlendirdiği Araştırmalarla Destekleniyor
Düzenleyen: Olga Samsonova
Modern psikoloji, Ramazan gibi dini oruç pratiklerini, bireyin öz düzenleme yeteneğini geliştiren kritik bir süreç olarak incelemektedir. Bilinçli gıda alımı kısıtlaması, ruh halinin stabilizasyonuna, dürtü kontrolünün belirgin iyileşmesine ve yaşam anlamı duygusunun pekişmesine katkıda bulunmaktadır. Psikiyatristler, bu tür bir perhizi, düşünce kalıplarının ve duygusal alışkanlıkların yeniden yapılandırılmasını içeren bir tür psikolojik arınma olarak tanımlamaktadır. Bu uygulama, bireyleri rahatsız edici durumlara anlık ve dürtüsel tepkiler vermeden yönetme konusunda eğiten bir irade egzersizi işlevi görür.
İsteğe karşı başarıyla direnmek, beynin duygusal freni olarak işlev gören prefrontal korteksin (PFC) aktivitesini artırmaktadır. Artan PFC aktivitesi, ani ve düşünülmemiş tepkileri azaltarak sabır seviyesini yükseltir ve daha bilinçli, hesaplanmış yanıtların gelişimini destekler. Nörolojik çalışmalar, dürtü kontrolünün büyük ölçüde prefrontal korteks tarafından yönetildiğini ve bu bölgenin aktivasyonunun direnci artırdığını göstermektedir. Oruç tutma eylemi aynı zamanda bireyin ruhsal başa çıkma mekanizmalarını güçlendirerek yaşamdaki anlam duygusunu pekiştirir.
Psikolog Dilara Dalyan'a göre, orucun ilk günlerinde vücut glikoz depolarını kullanırken, yaklaşık 3 ila 4 gün sonra yağ yakımına geçişle beynin alternatif enerji kaynağına adaptasyonu, zihinsel berraklık ve farkındalık hissini artırmaktadır. Açlık, ayrıca yeni sinir hücrelerinin oluşumunu destekleyen Beyin Türetilmiş Nörotrofik Faktör (BDNF) üretimini artırabilir, bu durum öğrenme ve hafıza fonksiyonlarını olumlu yönde etkileyebilir. Oruçla ilişkili toplumsal ritüeller, duygusal bağları ve sosyal aidiyet duygusunu kuvvetlendirir; bu faktörler genel ruh sağlığı için önemli koruyucu unsurlar olarak kabul edilir.
Uzman Klinik Psikolog Yaren Hamarat, Ramazan ayının sabır ve empati duygularının pekiştirilmesi açısından mühim olduğunu belirtmiştir; yeme dürtülerini bastırıp iftarla sonuçlandırmak, duygu yönetimini ön plana çıkarır. Bu süreç, bireyin dini görevini yerine getirme bilinciyle huzur bulmasına ve toplumsal davranışlarına daha fazla dikkat etmesine olanak tanır. Öz düzenleme kapasitesinin geliştirilmesi, orucun temel psikolojik çıktılarından biridir ve anlık hazlar ile uzun vadeli anlam arasındaki bilinçli tercihin bir pratiğidir. Bazı araştırmalar, oruç tutan grupların öz denetim puanlarında, tutmayan kontrol gruplarına kıyasla daha anlamlı farklılaşmalar olduğunu göstermiştir.
Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Ramazan'ın öfke, kin ve kıskançlık gibi olumsuz duygulara oruç tutturularak kontrol becerisinin sağlanabileceği bir fırsat sunduğunu ifade etmiştir. Bu disiplin, bireyin yemesini, içmesini ve cinsel arzularını bir ay boyunca kısıtlamasıyla güçlü bir ahlak terbiyesi görevi görerek, davranışların iyilik ve güzellik için olmasına özen gösterme şuurunu geliştirir. Ek olarak, Ramazan, yalnızca beslenme değil, aynı zamanda dijital alışkanlıklar açısından da bir arınma dönemi sunar; iftar ve sahur arasında ekran süresini azaltıp sevdiklerle iletişime odaklanmak, dopamin bağımlılığını azaltarak ruhsal iyilik halini güçlendirebilir. Bu pratikler bütünü, bireyin hem zihinsel hem de duygusal olarak yenilenmesine önemli katkılar sağlamaktadır.
5 Görüntülenme
Kaynaklar
Liputan 6
Info Nasional
Bloomberg Technoz
detikHealth
Hello Sehat
Hello Sehat
Bu konudaki diğer haberlere göz atın:
Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.
