Zahmetsiz Yaşlanma İçin Gerekli Psikolojik Zihniyetlerin İncelenmesi
Düzenleyen: Olga Samsonova
Zahmetsiz yaşlanma kavramı, servet veya fiziksel sağlık gibi dışsal koşullara bağlı olmaktan ziyade, belirli psikolojik tutumlar ve zihniyetlerle tanımlanmaktadır. Bu yaklaşım, gelişim psikolojisinin temel taşlarından biri olan Erik Erikson'un yaşam döngüsünün son evresi olan Bütünlük (Integrity) ve Umutsuzluk (Despair) arasındaki psikososyal krize odaklanır. Bu dönemde bireyler, yaşamlarını değerlendirir ve kabullenme yolculuğuna girerler; bu süreci başarıyla tamamlayanlar bilgelik duygusu geliştirirler. Öte yandan, geçmişteki pişmanlıklar ve çözülememiş çatışmalar, umutsuzluk hissine ve hatta başkalarını değersiz görme eğilimine yol açabilir.
İyi yaşlanmayı destekleyen temel alışkanlıklar, kaçınılmaz fiziksel değişimleri kabullenmeyi ve odağı dış görünüşten yaşam amacına ve topluma katkıya kaydırmayı içerir. Öz-Kabul, zihinsel sağlık için temel bir dayanak oluşturur ve bu tutum, bireyin kendi değerini dışsal onaylamalara bağlamamasını sağlar. Araştırmalar, psikolojik iyi oluşun önemli ölçütleri arasında başkalarıyla ilgili olmak, arkadaşlıkları önemsemek ve yaşlanma değişimlerini kabul etmek olduğunu göstermektedir.
Bireylerin yaşlanmaya olumlu yaklaşımında içsel motivasyon kritik bir rol oynar; bu durum, Öz-Belirleme Teorisi'nin temel ilkeleriyle uyumludur. Edward Deci ve Richard Ryan tarafından geliştirilen bu teoriye göre, bireylerin bedenlerine yönelik bakımları, gençliği kaybetme korkusu yerine işlevselliği değerli görme eğilimiyle motive edilir. Öz-Belirleme Teorisi, iyi oluş için özerklik, yeterlilik ve ilişkili olma gibi evrensel psikolojik gereksinimlerin karşılanmasına vurgu yapar; bu ihtiyaçların tatmini, bireyin davranışlarını kendi kişisel değer ve inançlarına bağlı olarak gerçekleştirmesini, yani öz-belirlemeyi artırır.
Zihinsel esneklik, yaşlılıkta karşılaşılan yeni koşullara uyum sağlamanın anahtarıdır; bu, bilişsel esneklik ve problem çözme yeteneğinin korunmasıyla yakından ilişkilidir. Longitudinal araştırmalar, uzun vadeli mutluluğun en güçlü yordayıcısının anlamlı ilişkiler kurmak olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, fiziksel aktivitenin, özellikle grup halinde yapılan sosyal aktivitelerin, yaşlı popülasyonun psikolojik iyi oluşunu önemli ölçüde artırdığı belirlenmiştir.
Varoluşçu psikoloji perspektifinden bakıldığında, ego bütünlüğüne ulaşmak, geçmişteki pişmanlıklarla barışmayı ve geçici rollerin ötesinde daha derin bir kimlik geliştirmeyi gerektirir. Varoluşçu yaklaşım, yaşamı anlamlı kılmanın kişinin kendi sorumluluğu olduğunu savunur ve bireyin şu anı, yani anı yaşamayı merkeze alır. Yaşamın anlamı, sabit bir kavram olmayıp, bireyin özgür iradesiyle yaptığı seçimler ve bu seçimlerin sorumluluğunu üstlenmesiyle keşfedilen bir yolculuktur; bu bağlamda, yaşlılıkta anlam bulma çabası, varoluşsal kaygıların üstesinden gelmede temel bir rol oynar.
Sonuç olarak, yaşlılıkta psikolojik sağlamlık, dışsal kaynakların ötesinde, bireyin içsel dünyasını yönetme becerisine dayanır. Erikson'un bütünlük arayışı, Öz-Belirleme Teorisi'nin içsel motivasyon ilkeleri ve varoluşçu psikolojinin anlam odaklı bakış açısı, zahmetsiz yaşlanmanın sadece bir durum değil, aktif bir zihinsel inşa süreci olduğunu göstermektedir. Bu süreç, fiziksel değişimlere uyum sağlamayı, işlevselliğe odaklanmayı ve yaşamın son anlarında bile anlamı yaratma potansiyelini kabul etmeyi gerektirir.
5 Görüntülenme
Kaynaklar
JawaPos.com
Helpful Professor
Forbes
Lumen Learning
University of Rochester
Bu konudaki diğer haberlere göz atın:
Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.
