Kurumsal Yapıların Dışında Manevi Arayış: Genç Yetişkinlerde Gözlemlenen Eğilimler

Düzenleyen: Olga Samsonova

Uluslararası araştırmalar, son beş yıl içerisinde on sekiz ile yirmi dokuz yaş arasındaki genç yetişkinler arasında maneviyatta belirgin bir artış olduğunu ortaya koymaktadır. Bu demografik kesimin yaklaşık yüzde ellisi, savaş ve yolsuzluk gibi toplumsal sorunlara yönelik artan eleştirel bakış açılarının etkisiyle maneviyatlarının yükseldiğini rapor etmiştir. Bu eğilim, gençlerin kurumsal dinî yapılardan uzaklaşırken, aynı zamanda aşkınlık ve ruhsal doyum arayışlarını aktif bir şekilde sürdürdüklerini göstermektedir. Araştırmalar, genç yetişkinlerin dindarlık algılarının dönüştüğünü ve yeni spiritüel arayışlara yöneldiğini vurgulamaktadır.

Bu değişim, genç yetişkinlerin dindarlığı algılayış biçimlerinde de kendini göstermektedir. Bazı genç yetişkinler, popüler seküler kültürün getirdiği zorluklara rağmen dindarlığın mümkün olduğuna inanırken, diğer bir kısmı hazcı serbestlik eğilimleri nedeniyle dindar olmayı imkânsız görmektedir. Öte yandan, bazı çalışmalar, gençlerin dini yalnızca bir alışkanlık veya adet olarak görmekten ziyade, sağlam ve faal sebeplere dayandırılmış bir beceri haline getirme ihtiyacı hissettiğini belirtmektedir. Bu bağlamda, bireylerin varoluşsal boşluklarını gidermek ve manevi ihtiyaçlarını tatmin etmek amacıyla daha derin bir dinî yaşantı arayışına girdikleri gözlemlenmektedir.

Kurumsal yapılar, bu manevi boşluğu doldurmak ve genç kuşağın ilgisini çekmek amacıyla iletişim stratejilerini yeniden şekillendirmektedir. Bu adaptasyon çabaları arasında, tarihsel dinî anlatıların modern bağlamlarda yeniden yorumlanması ve ruhani temaları çağrıştıran popüler kültür figürleriyle ilişki kurma denemeleri yer almaktadır. Modern pastoral yaklaşımlar, din görevlilerinin daha ulaşılabilir bir dil kullanarak kutsal metinleri günlük yaşamla ilişkilendirmesiyle karakterize edilmektedir; bu çabaların, nikah rezervasyonları gibi etkileşim metriklerinde artışla korelasyon gösterdiği de rapor edilmiştir.

Kurumsal dinî yapılardan uzaklaşma eğilimi, yalnızca Türkiye'ye özgü bir olgu olmayıp, uluslararası alanda da gözlemlenmektedir. Örneğin, Avrupa'da genç nüfusun kiliselerden uzaklaşma eğilimi belirgindir; 2024'te yalnızca Katolik Kilisesi'nden ayrılanların sayısı yaklaşık 322 bini bulmuştur. Bu durum, din görevlilerinin gençlerle iletişim becerilerini geliştirmesi gerekliliğini ön plana çıkarmaktadır, zira mesajın nasıl iletildiği, ne söylendiğinden daha önemlidir ve bireyler bilgiyi sünger gibi değil, filtre gibi algılamaktadır.

Veriler, kurumsal olmayan maneviyatın, kendisini inançsız olarak tanımlayanlar arasında bile geliştiğini işaret eden karmaşık bir manzara sunmaktadır. Gençlerin dinden uzaklaşmasının temelinde, bazı din adamlarının veya ailelerin dışlayıcı ve kışkırtıcı söylemleri, örneğin "Müslüman müzik dinlemez" gibi ifadeler yatmaktadır ve bu durum gençleri dine karşı tavır almaya itebilmektedir. Bu nedenle, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi kurumlar, "Gençliğe Değer" gibi projelerle gençlere yönelik hizmetlere özel önem vermekte ve Peygamber Efendimizin gençlerle kurduğu güven, sevgi ve samimiyete dayalı iletişimi ideal örnek olarak sunmaktadır. Bu sosyolojik hareketlilik, geleneksel dindarlık anlayışlarının sorgulanması ve bireysel anlam arayışının ön plana çıkmasıyla şekillenmektedir.

3 Görüntülenme

Kaynaklar

  • Valencia Plaza

  • Valencia Plaza

  • Apple Podcasts

  • EL PAÍS

  • Omnes

  • Pontificia Università della Santa Croce - PUSC

Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.