Yaşam Alışkanlıkları Sağlıklı Uzun Ömrün Genetikten Öte Belirleyicisidir

Düzenleyen: Olga Samsonova

Küresel ölçekte insan ömrünün uzaması, demografik yapıyı yeniden şekillendiren önemli bir olgudur; örneğin, Katalonya gibi bölgelerde 1980'lerden bu yana ikiye katlanarak 3.000'i aşan yüz yaşını görmüş birey sayısına ulaşılmıştır. Bu eğilim, sadece yaşam süresini (lifespan) uzatmaktan ziyade, kazanılan yılların niteliğine, yani bireyin ne kadar süreyle tam bir sağlık ve zindelik içinde yaşayacağına (healthspan) odaklanılması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Türkiye'de bu farkın yaklaşık 9-12 yıl civarında olduğu tahmin edilmektedir. Sağlıklı yaşlanma, genetik miras, çevresel faktörler ve yaşam tarzı alışkanlıklarının karmaşık etkileşiminin bir sonucudur; ancak uzmanlar, özellikle yaşam tarzı seçimlerinin uzun ömürlülük sonuçlarını belirlemede kayda değer bir ağırlığa sahip olduğunu belirtmektedir.

Optimal yaşlanmayı desteklemek ve giderek artan 'sağlık boşluğunu' kapatmak adına beş temel alışkanlık öne çıkmaktadır. Bunlardan ilki, işlenmiş ürünleri kısıtlayıp taze ve yerel gıdaların ağırlıkta olduğu Akdeniz diyetini benimsemektir; bu diyetin kalp-damar sağlığını iyileştirdiği ve kronik hastalık riskini azalttığı kanıtlanmıştır. Araştırmalar, Akdeniz diyetine uyumun, tüm nedenlere bağlı ölüm riskini yaklaşık %23 oranında azaltabileceğini göstermektedir. Bu beslenme modeli, aynı zamanda telomer kısalmasını yavaşlatma potansiyeli ile hücresel yaşlanmayı geciktirmede de rol oynayabilir.

İkinci kritik alışkanlık, spor salonu üyeliğinden ziyade, bahçe işleriyle uğraşmak veya sürekli yürüyüş yapmak gibi doğal ve kesintisiz bir hareketliliği yaşamın doğal bir parçası haline getirmektir; Mavi Bölgeler sakinleri bu prensibi doğal hareketlilik olarak benimsemiştir. Üçüncü olarak, hücresel yaşlanma süreçlerini yavaşlatmak ve beyin atıklarının temizlenmesini desteklemek için her gece 7 ila 8 saatlik kaliteli uykunun temin edilmesi gerekmektedir. Dördüncü unsur, stresin olumsuz etkilerini bertaraf etmek ve bilişsel sağlığı desteklemek için güçlü sosyal bağların sürdürülmesidir; yalnızlık, stres hormonu kortizol seviyelerini yükselterek ruhsal sağlığı olumsuz etkileyebilir.

Son olarak, beşinci temel adım, 'Mavi Bölgeler' olarak bilinen ve Dan Buettner tarafından popülerleştirilen bölgelerdeki gibi, temiz hava ve yeşil alanların bol olduğu optimize edilmiş bir çevreye öncelik vermektir. Bu bölgelerdeki uzun ömürlülüğün sırrı genetikten çok, amaçla güne uyanmak (Okinawalıların Ikigai'si) ve yaşam tarzı seçimlerine dayanmaktadır. Dünya genelinde ortalama yaşam süresi 1950-2000 arasında 20 yıl artarak 66 yıla ulaşmış olup, gelecek 50 yılda 76 yıla çıkması beklenmektedir; ancak bu kazanımların sağlıklı yıllara dönüştürülmesi bireysel çabaya bağlıdır.

12 Görüntülenme

Kaynaklar

  • LaVanguardia

  • Articles by Juan Manuel Pérez Castejón - Hospital Clínic Barcelona

  • The Healthy Aging Warning: Spain's Life Expectancy Challenge in 2026

  • Centenarians by Country 2026 - World Population Review

Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.