Gizli Kaygı Belirtileri: Aşırı Öz Talep, Aşırı İyilik ve Duygusal Tepkisellik
Düzenleyen: Olga Samsonova
Ruh sağlığı araştırmaları, kaygı ve stresin, nezaket ve yüksek sorumluluk gibi toplumsal olarak değerli görülen erdemler aracılığıyla ustaca gizlenebildiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, bireylerin içsel mücadelelerini dış dünyaya yansıtmamasına neden olarak, yardım arayışını zorlaştıran bir maske işlevi görebilir. Özellikle yüksek işlevli anksiyete sergileyen kişilerde, mükemmeliyetçilik, titizlik ve aşırı çalışma gibi özellikler dışarıdan olumlu algılanabilir; ancak bu algı, anksiyetenin olumsuz etkilerini görmeyi engelleyen bir bariyer oluşturur.
Bu gizli kaygı dinamiklerini anlamak, ruhsal sağlığın yönetiminde duygusal veya biyolojik nedenlerin ötesine geçerek davranışsal kalıplara odaklanmayı gerektirir. Psikolog Ángela Fernández, kaygı yaşayan bireylerde sıkça rastlanan ve dikkatli gözlem gerektiren üç spesifik kişilik özelliğini belirlemiştir. Bu özellikler, bireyin kendi değerini başarı üzerinden ölçmesi, başkalarının onayına aşırı duyarlılık göstermesi ve duygusal tepkiselliğin yoğunluğu ile ilişkilidir. Bu üçlü yapı, bireyin dışarıdan ne kadar uyumlu görünürse görünsün, içsel bir gerilim yaşadığını işaret eder.
Bu üç belirgin özellikten ilki, motivasyonu günlük bir yüke dönüştüren Aşırı Öz Talep olarak adlandırılan mükemmeliyetçiliktir. Bu durumun kökeninde, çocukluk döneminde başarı ile tanınmanın ilişkilendirilmesi yatar ve bireylerin sürekli kusursuzluk arayışına girmesine yol açar. Mükemmeliyetçi bireyler, hedeflerine ulaşsalar bile başarılarını hafife alma eğilimindedirler ve sürekli daha yüksek standartlar belirlerler. Mükemmeliyetçilik, kişi yüksek standartları karşılayamayacağını hissettiğinde endişe duyduğu için kaygı bozukluklarıyla sıkça ilişkilendirilir.
İkinci olarak, Aşırı İyilik hali, başkalarının ihtiyaçlarının sürekli olarak önceliklendirilmesiyle kendini gösterir ve bu durum, kişisel sınırları belirlemede zorluklara ve duygusal aşırı yüklenmeye yol açar. Aşırı iyilik gösterenler, istemedikleri durumlara bile onay verme eğiliminde olabilirler. Duygusal dengeyi korumak adına, suçluluk duymadan 'hayır' demeyi öğrenmek hayati önem taşır; zira 'hayır' demek, bireyin kendine, zamanına ve enerjisine verdiği değerin bir ifadesidir.
Üçüncü özellik ise, Yüksek Duygusal Tepkisellik veya Nevrotiklik olarak tanımlanır. Nevrotik kişilik özellikleri, bireyin düşünce, duygu ve davranışlarının kaygı, korku ve belirsizlik üzerine kurulu olduğunu gösterir. Nevrotiklik düzeyi yüksek olanlar, küçük aksiliklere karşı dahi yoğun tepkiler verebilirler ve duygusal dalgalanmalar yaşayabilirler. Bu kişilik özelliği, Beş Büyük Kişilik özelliğinden biri olarak kabul edilir ve bu bireyler genellikle kolayca uyarılırlar, bu da kaygı ve üzüntülerinin artmasına neden olur. Bu hassas sinir sistemini yönetmek için sakinleştirici rutinler ve öz şefkat geliştirmek, bireyin sürekli tetikte olma halini hafifletmeye yardımcı olabilir.
Kaygılı kişilikler, sürekli olarak etraftan gelebilecek tehlikeleri düşünür ve kontrolü bırakma korkusu yaşarlar. Bu örüntülerin farkına varmak, sadece duygusal veya biyolojik etkenlere odaklanmaktan ziyade, kişinin zihinsel sağlığını etkili bir şekilde yönetebilmesi için bir başlangıç noktası sunar. Nitekim, nevrotik bozuklukların 1980'li yıllardan itibaren tek başına bir zihinsel durum olmaktan çıkıp kaygı bozukluğu başlığı altında değerlendirilmeye başlanması, bu tür gizli kaygı belirtilerinin klinik olarak daha fazla önem kazandığını göstermektedir. Bu farkındalık, bireyin kendi yaşam alanlarında daha sağlıklı iletişim ve tutumlar geliştirmesinin temelini oluşturur.
12 Görüntülenme
Kaynaklar
HERALDO
El Confidencial
ElMon
Men's Health
AS.com - Diario AS
Lecturas
Bu konudaki diğer haberlere göz atın:
Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.
