AB ülkeleri ve Avrupa Parlamentosu müzakerecileri, yapay zekanın düzenlenmesine yönelik esnetilmiş kurallar üzerinde ön anlaşmaya vardı. Belge, belirli yapay zeka sistemlerini yasaklarken yüksek riskli modellere yönelik şartlar getiriyor; ancak bazı katı hükümlerin ilk önerilere kıyasla yumuşatıldığı görülüyor.
Anlaşma, terör tehditleri veya suçlu takibi gibi istisnai durumlar hariç tutulmak kaydıyla, halka açık alanlarda yapay zeka ile gerçek zamanlı kitlesel biyometrik kimlik tespiti yapılmasını yasaklamaya devam ediyor. Aynı zamanda, yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin etiketlenmesi zorunluluğu ve büyük dil modelleri gibi genel amaçlı sistemler için şeffaflık kriterleri getirildi.
Aylar süren müzakereler, üye devletler ile parlamento arasında varılan bir uzlaşmayla tamamlandı. Fransa, Almanya ve İtalya, ulusal teknoloji şirketlerini korumak adına daha esnek ifadeler kullanılması için baskı yaparken, bir grup ülke ise daha sert kısıtlamalardan yana tavır aldı. Nihai metin, denetim yetkisinin bir kısmını ulusal gözetim organlarına devrediyor.
Söz konusu anlaşma, AB'nin üçüncü ülkelerle yürüttüğü teknolojik iş birliğini de doğrudan etkiliyor. Avrupa pazarına yapay zeka çözümleri sunan ABD, Birleşik Krallık ve Çin merkezli şirketlerin, yeni şeffaflık ve risk değerlendirme gerekliliklerini karşılaması gerekecek. Bu durum ihracat tarafında ek engeller yaratırken, diğer bölgelerde benzer kuralların oluşturulma sürecini hızlandırabilir.
Önümüzdeki aylarda hukuk birimleri tarafından incelenerek son şekli verilecek olan metin, Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi'nde nihai oylamaya sunulacak. Kuralların tam olarak yürürlüğe girmesinin, mevcut sistemler için öngörülen geçiş süreciyle birlikte en erken 2026 yılını bulması bekleniyor. Üye ülkeler, uygulama sürecini takip edecek ulusal denetim mercilerini kurma çalışmalarına şimdiden başladı.
Böylece AB, en riskli uygulamaları sınırlandırırken teknolojik ilerlemeye de imkan tanıyan ilk kapsamlı yapay zeka çerçevesini oluşturmuş oldu; ancak bu düzenleme, sorumluluğun büyük kısmını ulusal otoritelere ve ithalatçı firmalara bırakıyor.



