Gecikmiş Tatmin Sendromunun Zihinsel Sağlık Üzerindeki Etkileri
Düzenleyen: Olga Samsonova
Gecikmiş Tatmin Sendromu (DGS), bireyleri sürekli olarak daha iyi bir gelecek anını bekleme zorunluluğuna iten, mantıksal bir yapıdan ziyade kalıcı inanç ve yaşam senaryoları örüntüsü olarak tanımlanmaktadır. Bu eğilim, kişilerin içinde bulundukları anı, çoğu zaman gerçekleşmeyen bir gelecek için sadece bir hazırlık aşaması olarak görmelerine neden olmakta, bu durum da gerçek mutluluğun ve doyumun ertelenmesine yol açmaktadır. Sonuç olarak, bireyin mevcut potansiyelini gerçekleştirememesi ve sürekli geleceğe odaklanması kronik bir tatminsizlik döngüsü yaratmaktadır.
Bu bağlamda, sabır, dürtü kontrolü ve irade gibi öz denetimle yakından ilişkili yetenekler, hazzı erteleme becerisiyle paralel ilerlemektedir. Genel olarak öz-düzenleme, kişinin çevrenin taleplerine uyum sağlama kapasitesini kapsar ve bu yetenek, uzun vadeli ödüller için anlık zevklere direnme temelini oluşturur. Bu konsept, Psikolog Vladimir Serkin tarafından 1997 yılında, mevcut deneyimler yerine gelecekteki esenliğe öncelik veren bireyleri inceleyerek literatüre kazandırılmıştır. Serkin'in çalışmaları, bugünü feda etme eğiliminin psikolojik maliyetlerini sistematik olarak ortaya koymuştur.
DGS'den etkilenen kişilerde sıklıkla, tamamlanmamış potansiyelden kaynaklanan suçluluk duyguları, azalmış özsaygı ve gelecek kaygısının yükseldiği rapor edilmektedir. Günümüzde, sanal ortamlara çekilerek gerçek dünya sorumluluklarından kaçınma davranışı da sendromun tetikleyicileri arasında gösterilmekte ve bu kaçınma, bireyin aktif katılımını azaltarak erteleme döngüsünü pekiştirmektedir.
Öte yandan, hazzı erteleme yeteneği, akademik başarı, fiziksel sağlık ve sosyal yeterlilik dahil olmak üzere bir dizi olumlu sonuçla ilişkilendirilmiştir. Bu yeteneğin bilişsel-duygusal kişilik sistemi (CAPS) kontrolü altında olduğu teorileştirilmiştir. Dikkat dağıtıcı veya 'serin' düşüncelerin kullanımı gibi bilişsel stratejiler ile frontal-striatal yoldaki bağlantıların gücü gibi nörolojik faktörler, geciktirme kapasitesini artırabilmektedir. Yaş da bu bağlamda önemli bir rol oynamaktadır; beş yaşın altındaki çocuklar belirgin bir gecikmiş tatmin yeteneği eksikliği sergilemektedir.
DGS'nin olumsuz etkilerini bertaraf etmek amacıyla psikologlar, gelecek beklentisi yerine anlık an eylemine odaklanan karmaşık bir yaklaşım önermektedir. Bu yaklaşım, acil hedefler üzerinde çalışmayı, 'sadece ihtimaline karşı' kaynak biriktirme anlayışını reddetmeyi ve mevcut anda değer getiren eylemleri bilinçli olarak seçmeyi içermektedir. Psikoloji alanındaki çalışmalar, bireylerin anlık hazza direncini artırmak için bilişsel yeniden yapılandırma tekniklerini kullanmalarını tavsiye etmektedir. Düzenli ve kısa molalarla ders çalışmak, konsantrasyonu sürdürmek için önemlidir; uzun molalar derse dönmeyi zorlaştırabilir. Bu tür stratejiler, erteleme döngüsünden çıkış için somut adımlar sunar ve bireyin öz-düzenleme becerilerini güçlendirmesine yardımcı olur.
16 Görüntülenme
Kaynaklar
bb.lv
BB.LV
LiveLib
B17
Высшая школа экономики
Vakas-tools
Bu konudaki diğer haberlere göz atın:
Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.
