Mavi Bölgeler Üzerine Araştırmalar: Yaşam Tarzı ve Uzun Ömür İlişkisi Doğrulandı

Düzenleyen: Olga Samsonova

Ulusal Coğrafya'dan Dan Buettner tarafından tanımlanan ve olağanüstü uzun ömürlülük oranlarıyla dikkat çeken 'Mavi Bölgeler' üzerine yapılan son araştırmalar, bu topluluklardaki yüz yaşını aşan (centenarian) sayısını resmi kayıtlar üzerinden inceleyerek güçlü bir şekilde teyit etmektedir. Bu bölgeler arasında İtalya'daki Sardunya ve Japonya'daki Okinawa öne çıkmaktadır. Bilimsel çalışmalar, bu bölgelerdeki yaşam süresinin genetik faktörlerden ziyade, yaşam tarzı seçimlerine bağlı olduğunu, bu oranın %75 ila %80 arasında olduğu belirtilmektedir. Bu bulgular, yaşam tarzı ve çevresel faktörlerin uzun ömürlülükteki belirleyici rolünü vurgulamaktadır.

Mavi Bölge sakinlerinin günlük hareketlilik biçimi, modern Batı toplumlarının spor salonu odaklı yaklaşımından ayrılmaktadır. Bu topluluklar, bahçecilik veya günlük ev işleri gibi faaliyetlere entegre edilmiş, sürekli ve ılımlı bir hareketliliği benimsemektedir; bu durum, aktivitenin hayata yedirilerek sağlığın sürdürülebilirliğini sağladığını göstermektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), yaşlı bireylerde fiziksel aktivite düzeyini artırmanın, psikososyal sağlık dahil toplum sağlığını iyileştirmede en etkili müdahalelerden biri olduğunu desteklemektedir. Öte yandan, WHO, yetişkinlerin %31'inin ve ergenlerin %80'inin önerilen fiziksel aktivite düzeylerine ulaşmadığını belirtmektedir.

Beslenme disiplini açısından, Okinawa kültüründen gelen ve Konfüçyüs öğretilerine dayanan “hara hachi bu” prensibi önem taşımaktadır. Bu felsefe, bireylerin karınlarını yalnızca yüzde 80 oranında doyduklarında yemek yemeyi bırakmalarını öğütler. Bu ölçülü yaklaşım, aşırı tüketimi önleyerek sindirim sistemini korur ve metabolik hastalık riskini düşürür. Araştırmalar, beynin tokluk sinyalini yaklaşık 20 dakikada algıladığını gösterdiğinden, yavaş yeme eylemi bu gecikmeyi avantaja çevirerek farkında olmadan fazla kalori alımını engeller. Bu disiplinli beslenme ile Okinawa'da kalp hastalıkları ve kanser oranlarının Japonya ortalamasına göre daha düşük olduğu rapor edilmiştir.

Uzun ömürlülüğün bir diğer temel direği ise güçlü sosyal yapılar ve psikolojik esenliktir. Okinawalıların “ikigai” (yaşama amacı) ve “moai” (sosyal destek grupları) gibi kavramları, zihinsel sağlığı korumanın yanı sıra, Harvard Üniversitesi'nin 75 yılı aşkın araştırmasına göre uzun yaşamın en önemli belirleyicilerinden biri olarak kanıtlanmıştır. Bu çalışma, yakın ilişkilerin, sosyal sınıf, IQ veya genlerden daha iyi bir uzun ve mutlu yaşam göstergesi olduğunu ortaya koymuştur. Buna karşın, modern araştırmalar, kronik stresin beklenen ölüm yaşını düşürdüğünü göstermektedir. Cambridge Üniversitesi ve Fudan Üniversitesi araştırmacıları, 40 binden fazla katılımcının verisiyle Nature Human Behaviour dergisinde 3 Ocak 2025'te yayımlanan bir çalışmada, yalnızlık ve sosyal izolasyonun kan düzeyindeki proteinler aracılığıyla iltihaplanma ve bağışıklık tepkileriyle ilişkili olduğunu göstermiştir.

Bu bütüncül yaşam tarzı modellerinin modernleşmenin etkisiyle bazı bölgelerde zayıflamaya başladığı yönündeki görüşler mevcuttur. Bu durum, söz konusu alışkanlıkların genetik olmaktan ziyade, değiştirilebilir ve uyarlanabilir olduğunu vurgulamaktadır. Bireylerin yaşam kalitesini ve süresini artırmak için sosyal destek mekanizmalarını güçlendirmesi ve günlük rutinlerine doğal hareketliliği dahil etmesi, uzun ömürlülüğün evrensel bir formülü olarak öne çıkmaktadır.

13 Görüntülenme

Kaynaklar

  • Diario La Gaceta

  • Health

  • Beehiiv

  • Belfast Live

  • BMJ Open

  • VegNews

Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.