Ocak 2026'da Küresel İklimde Belirgin Kutuplaşma: Güneyde Sıcaklıklar, Kuzeyde Kış Koşulları
Düzenleyen: Tetiana Martynovska 17
Ocak 2026'nın başlarında, küresel iklim sistemi Kuzey ve Güney Yarımküreler arasında keskin bir zıtlık sergileyen belirgin bir atmosferik ayrışma ile karakterize edilmektedir. Bu durum, aşırı hava olaylarının mevsimsel normlardan saparak yeni bir standart haline geldiğine dair bilimsel endişeleri güçlendirmektedir. Bu atmosferik anomali, stratosferik kutup girdabındaki nadir ve yüksek genlikli bir bozulmanın doğrudan sonucu olarak ortaya çıkmış ve Kuzey Yarımküre'deki hava akışlarını temelden değiştirmiştir.
Güney Yarımküre, özellikle Avustralya'nın Victoria eyaletinde, yıkıcı sıcak hava dalgaları ve kontrol altına alınması haftalar sürebilecek orman yangınlarıyla mücadele etmektedir. 10 Ocak 2026 itibarıyla, bu yangınlar 300.000 hektardan fazla araziyi yok etmiş ve bölgede 'felaket' düzeyinde koşullar ilan edilmesine yol açmıştır. Victoria Eyaleti Başbakanı Jacinta Allan, eyalet genelinde 30'dan fazla aktif yangın bulunduğunu ve koşulların son derece tehlikeli olduğunu belirterek, tahliye emri altındaki binlerce kişiyi derhal bölgeyi terk etmeye çağırmıştır. İtfaiye yetkilileri, 2026 yangın serisinin, 2020'deki büyük felaketten bu yana yaşanan en kötü seri olduğunu ifade etmiştir.
Eş zamanlı olarak, Kuzey Yarımküre'nin geniş bölgeleri, özellikle Kuzey Amerika ve Avrupa, Kutup Girdabı'nın zayıflaması sonucu Arktik havasının güneye taşınmasıyla tetiklenen şiddetli kış koşullarına maruz kalmaktadır. Stratosferik kutup girdabındaki bu yapısal arıza, yüksek basınç anomalilerinin aşağı doğru yayılmasına neden olmuş ve bu durum, orta enlemlere uzun süreli bir soğuk hava kütlesinin salınımını kolaylaştırmıştır. Ocak 2026 ortası için yapılan tahminler, bu soğuk koşulların Şubat başına kadar uzayabileceğini göstermekte; bu durum Kuzey Amerika'nın doğu kısımları, Kanada ve Avrupa'nın büyük bir bölümünü etkilemektedir.
Bu atmosferik durum, zayıf bir La Niña fazı ve doğu yönlü bir Yarı-İki Yıllık Salınım (QBO) ile senkronize olarak, geleneksel mevsimsel tahmin modellerini zorlayan değişken bir ortam yaratmıştır. İklim bilimcileri, bu tür kutupsal zıtlıkların, küresel ısınmanın atmosferdeki enerji birikimini artırmasıyla daha sık görülen aşırılıkların bir göstergesi olduğunu vurgulamaktadır. Potsdam İklim Etkileri Araştırma Enstitüsü Direktörü Johan Rockström'ün önceki analizlerine göre, küresel ısınma atmosferde daha fazla su buharı ve enerji birikimine yol açarak ekstrem olayların sıklığını artırmaktadır. Bu olaylar, altyapı sistemlerinin değişen iklim koşullarına uyum sağlayamaması nedeniyle sosyo-ekonomik kırılganlıkları derinleştirmektedir.
Kuzey Yarımküre'deki bu soğuk hava dalgaları, Batı ve Orta Avrupa'da deniz fırtına sistemleri ile Doğu Avrupa ve Sibirya'da yerleşik kıtasal kış sistemlerinin rekabet ettiği 'Büyük Avrasya Atmosferik Ayrılması' olarak adlandırılan bir olgunun yüzey ifadesi olarak teknik olarak tanımlanmaktadır. Kuzey Atlantik Salınımı (NAO) ve Arktik Salınımı (AO) gibi gezegensel etkenlerin negatif fazları, Arktik havasının güneye taşınmasını ve Avrupa ile Akdeniz'e soğuk hava yönlendirilmesini desteklemiştir. Bu iklimsel kutuplaşma, Güney Yarımküre'deki yangın felaketi ile Kuzey Yarımküre'deki altyapıyı zorlayan kış koşulları arasında bir korelasyon olduğunu düşündürmektedir. Bu atmosferik oynaklık, sadece meteorolojik bir anomali değil, aynı zamanda stratosferden yüzeye yayılan sistemik bir yapısal arızanın kanıtı olarak değerlendirilmelidir.
16 Görüntülenme
Kaynaklar
LA TERCERA
Notimérica
Prensa Latina
Greenpeace
Wikipedia, la enciclopedia libre
Bu konudaki diğer haberlere göz atın:
Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.
