50 Yaş Üstü Yetişkinlerde Yaşam Memnuniyetinde Birlikte Yaşamanın Evlilikten Daha Etkili Olduğu Araştırıldı

Düzenleyen: Olga Samsonova

Psikoloji alanında yürütülen yeni bir araştırma, ellili yaşlarını aşmış yetişkinler için yeni bir partnerle aynı çatı altında yaşamaya başlamanın, evlilik statüsüne kıyasla yaşam memnuniyetinde belirgin bir artış sağladığını ortaya koydu. Bu bulgular, özellikle ileri yaş ilişkilerinde refah artışının temel itici gücünün evlilik müessesesi değil, birlikte yaşama pratiği olduğunu vurgulamaktadır. Çalışma, ABD'de 50 ile 95 yaş arasındaki yetişkinlerden elde edilen boylamsal verilerle desteklenerek, bu demografik gruptaki sosyal ve duygusal dinamiklere ışık tutmaktadır.

Araştırmacılar, halihazırda birlikte yaşayan çiftlerin sonradan evlenmelerinin, mutluluk düzeylerinde ölçülebilir ek bir fayda sağlamadığını tespit etti. Bu durum, toplumsal kabulün zamanla değişmesiyle birlikte, birlikte yaşama modelinin, evlilik statüsünden bağımsız olarak kendi başına bir iyilik hali kaynağı haline geldiğini ima etmektedir. Öte yandan, aynı yaş grubundaki bireylerin ilişki ayrılıkları yaşadıklarında refahlarında ölçülebilir bir düşüş gözlemlenmemesi dikkat çekicidir. Bu sonuç, yaşlı yetişkinlerin ilişki değişimlerini yönetme konusunda önemli bir duygusal dayanıklılık sergilediğini göstermektedir.

Bu yeni bulgular, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) genel mutluluk araştırmalarından elde edilen verilerle ilginç bir karşılaştırma sunmaktadır; TÜİK'in 2025 verileri evli bireylerin evli olmayanlara göre daha mutlu olduğunu belirtse de, söz konusu yeni araştırma 50 yaş üstü alt grup için spesifik bir dinamiği işaret etmektedir. Yaşlılıkta yaşam memnuniyetini etkileyen faktörler arasında sağlık, gelir ve medeni durum yer alırken, bu çalışma ilişki biçiminin kendisinin birincil etken olabileceğini öne sürmektedir. Ayrıca, Kırıkkale'de 65 yaş üstü bireylerle yapılan sosyolojik bir çalışma, yaşlıların evliliğe yüklediği anlamın ve evlilik algısının, değişen toplumsal yapıya uyum yetenekleriyle ilişkili olduğunu belirtmiştir.

Birleşik Krallık Hane Halkı Boylamsal Çalışması'ndan elde edilen veriler de benzer bir eğilimi desteklemektedir; 60 yaş ve üzeri çiftler için 'ayrı yaşayarak birliktelik' (LAT) modelinin, bekarlığa kıyasla daha iyi ruh sağlığı sunduğu ve ayrılık durumunda boşanmaya göre daha az olumsuz etki yarattığı görülmüştür. Bu psikolojik keşif, yaşlılıkta partnerle kurulan bağın niteliğinin, yasal statüsünden daha önemli olduğunun altını çizmektedir. Harvard mutluluk araştırmasının 75 yıllık sonuçlarına göre yakınlarla kurulan bağların kalitesi mutluluğu belirleyen en önemli faktör olarak öne çıkarken, bu yeni bulgu, 50 yaş sonrası için bağın somutlaşma biçiminin (birlikte yaşama) evlilikten daha fazla memnuniyet getirdiğini göstermektedir.

Yaşlı bireylerin yaşam kalitesini artırmaya yönelik planlanacak uygulamalar için bu ayrım, hizmet modellerinin ve toplumsal kabullerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini işaret etmektedir. Bu bağlamda, yaşlıların duygusal ihtiyaçlarının karşılanması ve sosyal destek ağlarının güçlendirilmesi, psikolojik refahın temelini oluşturmaya devam etmektedir. Bu yeni perspektif, ileri yaş ilişkilerinde özerkliğin ve bireysel mutluluğun, geleneksel kurumsal yapılardan daha öncelikli hale geldiğini göstermektedir.

12 Görüntülenme

Kaynaklar

  • Vorarlberg Online

  • Universität Wien

  • BVZ.at

  • HRS in the News | Health and Retirement Study - University of Michigan

  • Universität Wien

  • The Journals of Gerontology - Oxford Academic

Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.