Fonemlerin Yapı Taşlarından Kurumsal Atamalara: Yazım Hassasiyetinin Semantik Yansımaları

Düzenleyen: Vera Mo

Diller, anlamı ayırt etmeye yarayan en küçük ses birimleri olan fonemlerden oluşur; bu birimler temel olarak vokalik (ünlü) ve konsonantik (ünsüz) olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Vokalik fonemler, /a/, /o/ ve /u/ gibi, havanın serbestçe çıkışıyla karakterize edilirken; /p/, /r/, /s/, /l/ ve /n/ gibi konsonantik fonemlerin üretimi, artikülasyon sırasında hava akışının bir engelleme veya daralma gerektirmesiyle tanımlanır. Türkçedeki ünsüz fonemlerin üretimi sırasında vokal katlantılarının titreşim durumu, o foneme sesli ünsüz veya sessiz ünsüz özelliğini verir. Fonemler, tek başlarına bir anlam taşımamakla birlikte, oluşturdukları kelimelerin anlamını birbirinden ayırma işlevi görürler ve bu ayrıştırıcı nitelikleri dilbilimsel önemlerini belirler.

Minimal bir ses varyasyonunun dahi anlamı kökten değiştirebileceği ilkesi, yazım ve transkripsiyon süreçlerinde titizliğin neden hayati olduğunu vurgular; zira bir yazım hatası ('Errata') veya dikkatsizlik, anlamda ciddi sorunlara yol açabilir. Bu olgunun en bilinen anekdotlarından biri, 1971 Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan Şilili şair Pablo Neruda'ya (1904-1973) atfedilir. 1971'de Fransa'ya Büyükelçi olarak görev yapan Neruda, eserlerinden birinde, "Dilin yeşil suyu..." (El agua verde del idioma...) demesi gerekirken, makine arızası nedeniyle metnin "Aptalın yeşil suyu..." (El agua verde del idiota...) şeklinde çıktığını itiraf etmiştir. Bu türden bir hata, anlamın tamamen değişmesine neden olmuştur. Neruda'nın eserlerinde, bir İspanyol matbaacının 'atroz' (dehşet verici) kelimesini 'atrás' (arkada) olarak değiştirerek, "Beni deviren dehşet verici bir ateş hissediyorum" dizesini "Beni deviren arkada bir ateş hissediyorum" haline getirmesi gibi başka örnekler de anılmaktadır.

İlginç bir şekilde, Neruda'nın Nobel'i kazandığı 1971 yılında, Türk şair Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın da adaylar arasında yer aldığı arşiv kayıtlarıyla ortaya çıkmıştır. Neruda'nın bu zamansız anekdotuna çağdaş bir paralellik, Ocak 2026'da Dominik Cumhuriyeti'nde yaşanan bir transkripsiyon hatası bağlamında güncelliğini korumuştur. 8 Ocak 2026 tarihinde, Cumhurbaşkanı Luis Abinader, 6 Ocak 2026'da onaylanan kısa liste prosedürünü takiben, 36-26 sayılı Kararname ile Dr. Mario Lama Olivero'nun yerine Dr. Julio César Landrón de la Rosa'yı Ulusal Sağlık Hizmeti'nin (SNS) yeni İcra Direktörü olarak atamıştır. Ortopedik cerrah olan ve halk sağlığı alanında yüksek lisans derecesine sahip Dr. Landrón, daha önce Ney Arias Lora Travmatoloji Hastanesi'nin direktörlüğünü yürütmüştür.

Bu atama, yazarlar için yeni resmi görevlinin soyadı olan Landrón'un transkripsiyonunda yapılabilecek basit bir hatanın semantik etkisine dair kalıcı bir uyarı niteliği taşımaktadır; zira tek bir 'n' harfinin eksik bırakılması, ismin değiştirilmesi yoluyla sorunlara yol açabilirdi. Bu durum, dilin en küçük yapı taşlarındaki hassasiyetin, kurumsal atamalar gibi resmiyet gerektiren bağlamlarda dahi ne kadar kritik olduğunu göstermektedir. Bu tür hassasiyetler, Boğaziçi Üniversitesi'nin 1863'te Robert Kolej adıyla kurulup 1971'de devredilerek bugünkü adını alması gibi köklü kurumsal dönüşümlerdeki isim ve tarih kesinliğinin önemini de akla getirmektedir. Bu bağlamda, Ocak 2026'da Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na (TPAO) Cem Erdem'in Genel Müdür olarak atanması gibi güncel kurumsal gelişmeler de dilsel titizliğin kurumsal yönetimdeki önemini teyit etmektedir.

4 Görüntülenme

Kaynaklar

  • www.diariolibre.com

  • Presidencia de la República Dominicana

  • Presidencia de la República Dominicana

  • Fonemas consonanticos y vocalicos (4) | DOCX - Slideshare

  • RAE - ASALE

Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.
Fonemlerin Yapı Taşlarından Kurumsal Atama... | Gaya One