İngilizce Deyimlerin Öğrenimi ve Bilişsel Yapılar Üzerine Dilbilimsel Analiz

Düzenleyen: Vera Mo

İngilizce deyimlerin kavranması, dil öğrencileri için önemli bir zorluk teşkil etmeye devam etmekte ve bu ifadelerin sayısına her yıl yenileri eklenmektedir. Deyimlerin gayri resmi yapısı, genellikle standart resmi eğitim müfredatlarında ihmal edilmesine neden olmaktadır; zira bu kültürel ifadeler, büyük ölçüde konuşma yoluyla edinilmektedir. Deyimler, kelimelerin harfi harfine anlamından sapan, kültürel kodlar taşıyan ifadelerdir ve bu durum anlamsal bir zorluk yaratır. Bir deyimin anlamını bilmemek, Türkçedeki “baltayı taşa vurmak” örneğinde olduğu gibi, bağlamın bütünüyle kaybolmasına yol açabilir.

Yalnızca Amerikan İngilizcesinde binlerce deyimsel ifade bulunmaktadır; bazı tahminler, çağdaş kullanımda yaygın olan ifade sayısının 2025 yılı itibarıyla binlerce olduğunu ve toplamda en az 25.000 deyim varlığına işaret ettiğini göstermektedir. Bu tür mecazi dile hâkim olmak, doğru aksan ve telaffuzla birlikte, bir konuşmacının anadili gibi algılanmasını sağlayan temel unsurlardır. Öğrenme süreçlerinde, "To be on the same page" (Aynı fikirde olmak) gibi yaygın Amerikan İngilizcesi deyimlerine duyarlı olanlar, "it will not be Greek to you" (sana yabancı gelmeyecek) ifadesinin taşıdığı anlamı daha kolay çözümleyebilirler. Popüler deyimlere odaklanan dersler, genellikle bu yapıların tavsiye vermek veya akılda kalıcı gözlemler yapmak için kullanıldığı göz önüne alınarak, bunların neden, nasıl ve ne zaman kullanılacağını öğretmeyi hedeflemektedir.

Dilbilimin bu tür ifadelerin anlaşılmasındaki rolü, akademik çalışmaların odak noktası olmayı sürdürmektedir. Tufts Üniversitesi'nden Amerikalı dilbilimci Ray Jackendoff, doğal dilin semantiği ve bunun insan bilişiyle olan ilişkisi üzerine merkezi araştırmalar yürütmüştür. Onun çalışmaları, deyimleri hem kafa karıştırıcı hem de güçlü kılan derin bilişsel yapıları vurgulamaktadır; nitekim, deyimler, bilişsel semantik çerçevesinde ele alındığında, anlamın tahmin edilebilirliği açısından incelenmektedir. Bu bağlamda, deyimlerin anlambilimsel ve bilişsel özelliklerinin sınıflandırılması, öğretim stratejilerinin geliştirilmesinde temel alınmaktadır.

2025 yılı itibarıyla ESL/EFL öğrencileri için öğretim eğilimleri, yapay zeka (YZ) entegrasyonunu ve sürükleyici pratik için Sanal/Artırılmış Gerçeklik (VR/AR) kullanımını içermektedir. YZ destekli öğretimin genel etkinliği, yazma ve konuşma becerilerindeki uygulamaları ve değişen öğrenci rolleri, son dönemdeki sistematik incelemelerin ana temaları arasındadır. YZ destekli sistemler, otomatik geri bildirim mekanizmalarıyla yazma doğruluğunu artırırken, diyalog tabanlı sohbet robotları konuşma akıcılığını güçlendirmektedir. Tarihsel olarak, 1995'ten 2022'ye kadar olan araştırmalar, YZ'nin dil eğitimindeki temel fikirlerinin (otomatik geri bildirim ve diyalog sistemleri gibi) uzun süredir var olduğunu göstermektedir.

Mevcut deyimleri, sosyal medya ve popüler kültürden doğanları bilmek, akıcı iletişim için tarihsel olanları bilmek kadar hayati önem taşımaktadır. Örneğin, "A dime a dozen" (Değersiz) veya "To be a piece of cake" (Çocuk oyuncağı) gibi ifadelerin güncel kullanımını yakalamak, dilin dinamik doğasını anlamayı gerektirir. Öğretmenler, YZ'nin rolünün öğretmenin merkezi konumunu ikame etmekten ziyade tamamlayıcı olması gerektiğini savunmaktadır. Bu çok katmanlı yaklaşım, dil öğreniminin hem bilişsel hem de kültürel zorluklarının üstesinden gelmek için gereklidir; bu, öğrencilerin deyimleri bağlam içinde, örneğin bir hikaye tahtası (storyboard) kullanarak öğrenmelerine olanak tanıyan yenilikçi pedagojik yaklaşımlarla desteklenmelidir.

11 Görüntülenme

Kaynaklar

  • The Korea Times

  • American Thinker

  • American TESOL Institute

  • YouTube

  • American Academy of Arts and Sciences

  • Wikipedia

  • Quora

  • Campus Reform

  • MSU Denver

  • MSU Denver

  • Campus Reform

Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?

Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.