Kanada Başbakanı Марк Карни Davos'ta
Kanada Başbakanı Mark Carney'den Davos'ta Tarihi Uyarı: "Masada Değilseniz, Menüdesiniz"
Yazar: gaya ❤️ one
Kanada Başbakanı Mark Carney, 22 Ocak 2026 tarihinde Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda gerçekleştirdiği özel hitabıyla küresel gündeme damga vurdu. Forumun ikinci gününde yaklaşık 15 dakika süren bu konuşma, katılımcılar tarafından nadir görülen bir şekilde ayakta alkışlanarak (standing ovation) büyük bir yankı uyandırdı. Carney, dünya ekonomisinin ve siyasetinin içinde bulunduğu mevcut durumu keskin bir dille analiz ederek önemli uyarılarda bulundu.
Konuşmanın en dikkat çekici noktalarından biri, dünyanın artık basit bir geçiş veya düzeltme döneminde değil, tam anlamıyla bir "rupture" yani derin bir kopuş ve kırılma sürecinde olduğu tespitiydi. Carney'e göre, kurallara dayalı, karşılıklı fayda ve entegrasyonu esas alan eski dünya düzeni artık geri dönülmez bir şekilde sona ermiştir. Bu yeni dönemde stratejilerin geçmişe değil, geleceğe odaklanması gerektiğini vurguladı.
"Eski düzen geri dönmeyecek; nostalji bir strateji değildir" diyen Başbakan, küresel liderleri gerçeklerle yüzleşmeye davet etti. Geçmişin yöntemlerine tutunmanın, günümüzün karmaşık jeopolitik ve ekonomik krizlerine çözüm üretmekte yetersiz kalacağını açıkça belirtti. Bu yaklaşım, stratejik planlamanın tamamen yeni temeller üzerine inşa edilmesi gerektiğinin bir işareti olarak yorumlandı.
Carney, büyük güçlerin ekonomiyi bir savaş alanı haline getirdiğini ve ticaret araçlarını silah olarak kullandığını ifade etti. Gümrük tarifelerinin birer baskı unsuru, finansal sistemlerin birer zorlama mekanizması ve tedarik zincirlerinin ise istismar edilecek zayıf halkalar olarak görüldüğünü belirtti. Bu durumun küresel ticaret hacminin %30'undan fazlasını doğrudan etkilediğine dikkat çekerek ekonomik güvenliğin önemini vurguladı.
Kanada, Avustralya, Fransa, Güney Kore ve Japonya gibi orta ölçekli güçlerin (middle powers) bu yeni dünya düzeninde en büyük risklerle karşı karşıya olduğunu ancak aynı zamanda en büyük fırsatlara sahip olduğunu savundu. Bu ülkelerin, devler arasındaki rekabette ezilmek yerine kendi yollarını çizmeleri gerektiğini ifade eden Carney, stratejik bir birlikteliğin önemine değindi.
Başbakan'ın konuşmasındaki en çarpıcı çağrı ise orta ölçekli devletlerin birleşmesi üzerineydi: "Orta ölçekli güçler birlikte hareket etmelidir; çünkü eğer masada yerimizi almazsak, kendimizi menüde buluruz." Bu sözler, uluslararası ilişkilerde pasif kalmanın ve sadece izleyici olmanın yaratacağı tehlikeleri en yalın haliyle özetleyen bir uyarı niteliğindeydi.
Hegemon güçlerin insafına güvenmek veya onlarla zayıf bir konumdan ikili pazarlıklar yürütmek yerine, bu devletlerin koalisyonlar kurması gerektiğini belirten Carney, dayanıklılığın (resilience) ancak bu şekilde artırılabileceğini söyledi. İnsan haklarına saygı, sürdürülebilir kalkınma, dayanışma, egemenlik ve toprak bütünlüğü gibi evrensel değerlerin bu yeni ittifakların merkezinde yer alması gerektiğini savundu.
Son olarak Carney, kuralların ve meşruiyetin ancak kolektif bir iradeyle kullanıldığında anlam ifade edeceğini hatırlattı. Kendi içine kapanmış "kaleler dünyasının" insanlığı daha yoksul, daha kırılgan ve krizlere karşı daha savunmasız bırakacağı uyarısında bulundu. Küresel refahın anahtarının, kurallara dayalı kolektif bir dayanışmadan geçtiğinin altını çizerek konuşmasını tamamladı.
