JWST, IRAS 07251-0248 adlı ultra parlak galaksisinde beklenmedik sayıda organik molekül tespit etti.
JWST, IRAS 07251-0248 Galaksisinin Kalbinde Yoğun Organik Moleküller Keşfetti
Düzenleyen: Uliana S.
James Webb Uzay Teleskobu (JWST), IRAS 07251-0248 galaksisinin merkez bölgesinde şaşırtıcı miktarda organik bileşik tespit ederek, bu tür zorlu kozmik ortamlardaki kimyasal karmaşıklığa dair yerleşik bilimsel görüşleri temelinden sarstı. Ultra parlak kızılötesi galaksi (ULIRG) sınıfında yer alan bu gökadanın çekirdeği, yoğun gaz ve toz katmanları tarafından gizlendiği için geleneksel optik yöntemlerle incelenmesi oldukça güçtü. 6 Şubat 2026 tarihinde "Nature Astronomy" dergisinde yayımlanan bu çığır açıcı çalışma, JWST'nin NIRSpec ve MIRI enstrümanları sayesinde 3 ila 28 mikron dalga boyu aralığında bu toz perdesini aşarak radyasyonu analiz etmesiyle mümkün hale geldi.
Yaşayan hücrelerde bu moleküller mevcut değildir; amino asitler ve nükleotidlerin oluşumunda kilit bir rol oynadıklarına inanılıyor (yaşamın kökenine yol açan prebiyotik kimya).
Yapılan detaylı gözlemler, gaz fazında benzen (C₆H₆), metan (CH₄), asetilen (C₂H₂), diasetilen (C₄H₂) ve triasetilen (C₆H₂) gibi çeşitli hidrokarbonların varlığını kesin olarak doğruladı. Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, metil radikalinin (CH₃) galaksimiz dışındaki bir ortamda ilk kez tespit edilmiş olmasıdır. Astrobiyoloji Merkezi'nden (CAB) araştırmanın başyazarı ve bilimsel araştırmacı Dr. Ismael García-Bernete, saptanan kimyasal çeşitliliğin ve moleküler bolluğun mevcut teorik modellerin öngörülerini önemli ölçüde aştığını vurguladı. Bu durum, söz konusu galaktik çekirdeklerde bu zengin kimyasal ağı beslemek için sürekli bir karbon kaynağına ihtiyaç duyulduğunu kanıtlıyor.
Keşfedilen bu küçük moleküller, amino asitlerin ve nükleotitlerin sentezlenmesine yol açan süreçlerde kritik rol oynayan prebiyotik kimyanın temel öncülleri olarak kabul edilmektedir. Oxford Üniversitesi Fizik Bölümü'nden çalışmanın ortak yazarı Profesör Dimitra Rigopoulou, bu bileşiklerin yaşamın yapı taşlarının oluşumuyla doğrudan ilişkili olduğunu belirtti. Oxford'da geliştirilen simülasyonların kullanıldığı araştırma, sadece yüksek sıcaklık veya türbülansın değil, bölgedeki ekstrem fiziksel koşulların da bu karmaşık kimyasal reaksiyonları tetiklediğini öne sürüyor.
Araştırmacılara göre bu sürecin arkasındaki ana mekanizma, galaksi çekirdeklerinde bol miktarda bulunan kozmik ışınların etkisiyle polisiklik aromatik hidrokarbonların (PAH) ve karbon içeren toz taneciklerinin parçalanmasıdır. Bu teori, benzer galaksilerdeki hidrokarbon yayılımı ile kozmik ışın iyonizasyon yoğunluğu arasındaki güçlü korelasyonla da desteklenmektedir. Elde edilen bulgular, IRAS 07251-0248 gibi derinlemesine maskelenmiş galaktik çekirdeklerin, evrenin kimyasal evriminde daha önce fark edilmemiş bir rol üstlenerek adeta evrensel birer "organik molekül fabrikası" gibi işlev gördüğünü ortaya koymaktadır.
Spektroskopi verilerinin analizi, sadece gaz fazındaki molekülleri değil, aynı zamanda buz kristalleri ve toz parçacıklarıyla etkileşim halindeki elementleri de tanımlamaya olanak tanıdı. JWST tarafından ölçülen gaz fazındaki moleküllerin saniyede yaklaşık 160 kilometre hızla dışarı doğru bir akış sergilediği gözlemlendi; bu da karbon parçacıklarının daha soğuk bölgelere taşınarak donduğu veya birleştiği döngüsel bir sürece işaret ediyor. CAB ve Oxford Üniversitesi uzmanlarının katkılarıyla gerçekleştirilen bu keşif, JWST'nin evrenin daha önce gizli kalmış bölgelerini aydınlatma ve kozmik kimyayı anlama konusundaki devasa potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi.
Kaynaklar
MysteryPlanet.com.ar
EurekAlert!
Astrobiology
The Debrief
Meteorology network