Stres Yönetiminde Kişisel İsim Kullanımının Duygusal Düzenlemeye Etkisi
Düzenleyen: Olga Samsonova
Psikoloji araştırmaları, stresli anlarda duygusal kontrolü artırmak amacıyla birinci tekil şahıs ("ben") yerine kişinin kendi ismini kullanmasının faydalı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu yönteme, kişinin kendisinden üçüncü şahıs olarak bahsetmesini içeren illeizm adı verilir. Bu dilsel değişim, bunaltıcı duygularla başa çıkmada psikolojik bir mesafe oluşturur. Uzmanlar, bu söylem değişikliğinin, zihnin soruna gömülmek yerine onu dışarıdan bir gözlemci gibi ele almasını sağlayarak, tıkanmış hissedilen anlarda düşünce netliğini desteklediğini belirtmektedir.
İçsel diyalog üzerine yapılan çalışmalar, illeizmin sosyal stresi daha iyi yönetmeye ve baskı altında performansı yükseltmeye olanak tanıdığını göstermektedir. Bu basit konuşma değişikliği, aşırı zihinsel çaba gerektirmeden duygusal yoğunluğu azaltır. Uygulamada, bireylere "tıkanıp kaldım" gibi öz eleştirel ifadeleri, kendi isimlerini kullanarak "Ahmet tıkandı" şeklinde yönlendirici bir direktife dönüştürmeleri önerilmektedir. Bu teknik, otomatik olumsuz tepkileri kesintiye uğratmak ve düşünce kalıplarını etkili bir şekilde düzenlemek için bir destek aracı olarak işlev görür.
Michigan Üniversitesi'nde gerçekleştirilen bir araştırma, bu üçüncü şahıs öz-konuşma tekniğini uygulayan deneklerde, beynin duygusal tepkilerden sorumlu bölgesi olan amigdala aktivitesinde yüzde 30'a varan bir düşüş saptadı. Amigdala aktivitesindeki bu azalma, bireylerin stresli durumlarda daha sakin kalmasına yardımcı olurken, stres hormonu kortizol seviyelerinin de düşmesine katkıda bulunur. Ayrıca, bu stratejinin uygulanmasının, bilişsel kontrolü devreye sokmadan duygusal düzenlemeyi kolaylaştırdığına dair sinirbilimsel kanıtlar mevcuttur.
İlleizm, Latince'de "o" anlamına gelen 'ille' kelimesinden türemiştir ve tarihte İmparator Jül Sezar gibi figürler tarafından da kullanılmıştır; Sezar, Gallic Savaşı anlatısında "Ben halkın intikamını aldım" yerine "Sezar halkın intikamını aldı" ifadesini kullanmıştır. Bu retorik araç, konuşmaya nesnellik havası katmayı amaçlar ve araştırmalar, bu dilsel kaymanın, kişiyi kendi duygularına kapılmaktan alıkoyarak daha geniş resmi görmesine olanak tanıdığını ortaya koymaktadır.
Waterloo Üniversitesi'nden Igor Grossmann'ın öncülük ettiği bilgelik araştırmaları, illeizmin bilgelikle ilişkili özelliklerin eğitilebilirliği üzerindeki faydasını incelemiştir. Bir aylık saha deneyinde, üçüncü şahıs eğitimi alan katılımcıların, kontrol grubuna kıyasla spontane bilgelik muhakemelerinde önemli bir artış gösterdiği tespit edilmiştir. Bu artış, entelektüel alçakgönüllülük, başkalarının bakış açısını tanıma ve uzlaşma arayışı gibi metakognitif bileşenlerdeki gelişime bağlanmaktadır. Bu bilişsel yeniden çerçeveleme tekniği, zorlu kararlar alınırken duyguları nötralize etmeye yardımcı olarak daha bilgece çözümlere ulaşılmasını destekler.
Araştırmalar, üçüncü şahıs kullanımıyla konuşmanın, bireylerin kendi davranışları hakkında daha objektif olmalarını, önyargılarını aşmalarını ve olayları başkasının bakış açısından daha net görmelerini teşvik ettiğini göstermektedir. Bu durum, daha sağlıklı bir tutum sergilemeye, karar verme mekanizmalarını iyileştirmeye ve kişilerin kendilerine karşı daha az eleştirel olmasına yol açabilir. Kendi kendine konuşma, Lupyan ve arkadaşlarının 2012'deki çalışmalarıyla da desteklendiği üzere, görsel aramayı güçlendiren bir işlev de görebilir; nesneleri sesli olarak isimlendirmek, onları daha hızlı bulmayı sağlayabilir. Bu bağlamda, kendi kendine konuşma, sadece duygusal düzenleme için değil, aynı zamanda bilişsel süreçlerin ve görev odaklanmasının desteklenmesi için de doğal bir mekanizma olarak kabul edilmektedir.
3 Görüntülenme
Kaynaklar
20 minutos
20Minutos
Código San Luis
ResearchGate
Leon Hunter
Sonya Looney Show
Bu konuyla ilgili daha fazla makale okuyun:
Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.



