Yaşa Uygun Fiziksel Aktivite ve Beslenmenin Uzun Ömürdeki Kritik Rolü
Düzenleyen: Olga Samsonova
Uzun ömürlülüğün ve yaşam kalitesinin sürdürülmesi, düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme ve yeterli uyku gibi günlük kararlara sıkı sıkıya bağlıdır; bu faktörler kronik hastalıkların gelişimine karşı güçlü bir bariyer oluşturur. Fiziksel aktivite, yaşam boyunca önemli bir araç olmaya devam etse de, yaşa ve fizyolojik değişimlere bağlı olarak kuvvet, hareketlilik, dayanıklılık ve dengeye odaklanma gereksinimleri farklılaşmaktadır. Dünya genelinde nüfusun yaşlanma eğilimi göz önüne alındığında, bu yaşa özgü adaptasyonlar, bağımsız ve üretken bir yaşam sürmenin temelini oluşturmaktadır.
İnsan vücudunda kas kütlesi genellikle 30'lu yaşlardan itibaren azalmaya başlar ve 50 yaşından sonra bu düşüş hızlanmaktadır; bu durum, her yaşam evresinde kas sentezini teşvik etmeyi zorunlu kılmaktadır. Otuzlu yaşlarda temel amaç, erken dönem kas kaybını dengelemek ve kronik stresle mücadele etmek için sağlam bir temel oluşturmak amacıyla kuvvet antrenmanlarına ve hareketlilik çalışmalarına odaklanmaktır. Bu dönemde stres yönetimi için magnezyum, Omega-3 yağ asitleri ve adaptojenler arasında yer alan Ashwagandha gibi takviyeler naturopatik destekler arasında önerilmektedir.
Elli yaş eşiği, hormonal değişimlere bağlı olarak hızlanan kas kaybı olan sarkopeni ile mücadele etmek ve fonksiyonel hareketliliği korumak amacıyla direnç antrenmanlarının önceliklendirilmesini gerektirir. Bu evrede beslenme, D vitamini ve kalsiyum ile kemik sağlığını desteklemeye odaklanmalı; Omega-3'ler ise duygusal dengeyi sürdürmede hayati önem taşımaya devam etmektedir. Araştırmalar, 50 yaş üstü bireylerde düzenli egzersizin kemik yoğunluğunu artırarak osteoporoz riskini düşürdüğünü göstermektedir. Ayrıca, 50 yaş sonrası için bacak gücünü geri kazanmaya ve düşme riskini azaltmaya yönelik Sandalye Çökmesi, Adım Yükseltme ve Baldır Kaldırma gibi basit ev egzersizleri önerilmektedir.
Altmış yaşından sonra temel hedef, özellikle günlük hayatta ayağa kalkma gibi eylemlere odaklanan nazik ve sık tekrarlanan kuvvet egzersizleri aracılığıyla özerkliği muhafaza etmek ve düşmeleri önlemektir. Dünya genelinde 65 yaş ve üzeri kişilerin yaklaşık %30 ila %40'ının her yıl en az bir düşme yaşadığı tahmin edilmektedir ve bu düşmelerin yaklaşık yarısı yaralanmayla sonuçlanmaktadır. Bu yaş grubunda, Tai-Chi ve Nordik yürüyüş gibi düşük etkili aktiviteler, bilişsel fonksiyonların korunmasıyla birlikte tercih edilmelidir. Yürüyüş, her yaştan birey için en iyi dayanıklılık aktivitesi olarak kabul edilmekle birlikte, yaşlılarda uygun ayakkabı ve saat seçimiyle kademeli olarak süre ve mesafe artırılmalıdır. Denge ve koordinasyonu geliştiren propriosepsiyon egzersizleri, yaşlılarda düşme olasılığını azaltmada bilimsel olarak desteklenmektedir.
Yaşam boyu tutarlı ve yaşa göre adapte edilmiş fiziksel aktivite rejimleri, temel sağlık risklerini azaltmanın ve özerk, canlı bir yaşam sürmenin sürekli anahtarıdır. Aktif yaşlanma kavramı, 20. yüzyılın ortalarında ortaya çıkmış olup, günlük hayattan zevk alma ve sosyal etkinliklere katılımı kapsar. Romatem Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastaneleri gibi kurumlar, yaşlılarda sarkopeniyi önlemek amacıyla haftada en az iki kez kas güçlendirici egzersizler yapılmasını tavsiye etmektedir. Bu bütüncül yaklaşım; hareketliliği korumayı, diyabet ve osteoporoz gibi kronik dejeneratif hastalıkların kontrolünü sağlamayı ve genel yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlar.
4 Görüntülenme
Kaynaklar
Femme Actuelle
Organisation Mondiale de la Santé (OMS) - Activité physique
National Library of Medicine - Exercise and sarcopenia in the elderly
National Library of Medicine - Stress and the Adrenal Glands
Medicine & Science in Sports & Exercise - Optimal Exercise Strategies for Older Adults (Revue 2024/2025)
Bu konudaki diğer haberlere göz atın:
Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.