Belirsizlik Stresinin Nörobilimsel Temelleri: Beklemenin Gerçek Olaydan Daha Yorucu Olması

Düzenleyen: Elena HealthEnergy

stres

Negatif bir sonucun beklentisiyle hissedilen stres, yani antisipatif stres, çoğu zaman gerçek olayla yüzleşmekten daha yoğun ve duygusal açıdan yıpratıcı olabilmektedir. Bu durumun altında yatan psikolojik mekanizmaları anlamak, günlük yaşamdaki belirsizliklerle başa çıkmak için daha etkili ruh sağlığı stratejileri geliştirmede kritik bir öneme sahiptir. Bu analiz, insan beyninin bilinmeyene neden zorlandığını ve bu stres türünün somut bir olay sırasında yaşanan stresten nasıl ayrıldığını incelemektedir.

Nörobilim araştırmaları, insan beyninin kesinliği tercih ettiğini, hatta bilinen sonucun olumsuz olması durumunda bile, netlik eksikliğinin limbik sistemi, özellikle de amigdalayı aşırı aktive ettiğini göstermektedir. Bu aşırı aktivasyon, potansiyel bir zarar için endişe verici duygu selini tetikleyerek kortizol seviyelerini yükseltebilir ve bilişsel performansı olumsuz etkileyebilir. Bir bilişsel nörobilimci, belirsizliğin bilişsel bir tehdit olduğunu ve beynin bunu gerçek bir tehdit gibi ele alarak henüz hiçbir şey olmamışken bile savaş ya da kaç modunu devreye soktuğunu belirtmiştir. Böbrek üstü bezlerinden salgılanan kortizol hormonu, vücudun acil olaylara hazırlanmasını sağlayan Epinefrin (Adrenalin) ile birlikte çalışır ve kan şekeri düzeyini dengeleme, metabolizmayı düzenleme ve bağışıklık sistemini destekleme gibi görevleri üstlenir.

Belirsizlik dönemlerinde bireyler, her olası gelecekteki sonucu simüle etmeyi içeren prospection (ileriye dönüklük) faaliyetine girişirler. Prospection planlamaya yardımcı olsa da, negatif beklentilerle birleştiğinde, kortizol gibi stres hormonlarının salınımını tetikleyerek sıkıntıyı artırır. Klinik Psikolog Dr. Lena Wallace, zihinde onlarca senaryo çalışıldığını ancak bunların genellikle yalnızca daha fazla endişeye hizmet ettiğini, özellikle de en kötü durum senaryolarına takılıp kalındığında bu durumun daha belirgin olduğunu ifade etmiştir. Wisconsin-Madison Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, belirsizliğin rutin eylemleri yöneten birçok otomatik bilişsel süreci bozduğunu kanıtlamıştır.

Bilinen kötü bir haberle yüzleşmek genellikle rahatlama getirir çünkü bu, başa çıkma veya problem çözme mekanizmalarını harekete geçirmeye olanak tanır; oysa beklemek, kontrol veya eylem için çok az alan bırakır. Nörolojik olarak eylem daha iyi hissettirir çünkü beyne bir faillik hissi sağlar ve bu da antisipatif stresin neden olduğu zihinsel bulanıklığı dağıtmaya yardımcı olur. Davranış Bilimci Dr. Colin Andrews, "Kötü bile olsa bir şeyler olduğunda daha iyi hissederiz. Gerçekliği işlemek, netlik ve kapanış bulmamızı sağlar" açıklamasını yapmıştır. Columbia Üniversitesi Zuckerman Enstitüsü'nden Dr. Jacqueline Gottlieb ve ekibinin primatlarla yaptığı araştırmalar, belirsizliğin beyin aktivitesinde büyük değişikliklere yol açtığını ortaya koymuştur.

Kronik beklenti, vücudu gerçek stresle aynı şekilde yıpratır; uzamış kortizol seviyeleri, uyku bozuklukları, zayıflamış bağışıklık tepkileri ve artan inflamasyon ile ilişkilendirilmiştir. Dahiliye Uzmanı Dr. Kim Setareh, "Birçok hasta, aslında hiçbir sorun ortaya çıkmamasına rağmen uzamış bekleme sürelerinden dolayı fiziksel olarak hasta hissettiklerini bildiriyor" gözlemini yapmıştır. Bu durum, çözüm beklemeksizin geçen biyolojik etkinin uzun vadeli refahı ciddi şekilde tehlikeye atabileceğini göstermektedir. Aşırı ve kronik stresin kaygı ve depresyon gibi yaygın psikolojik bozukluklarla ilişkili olduğu ileri sürülmektedir.

Antisipatif stresin yükünü en aza indirmek için teknikler, dikkati mindfulness (farkındalık) veya meditasyon yoluyla şimdiki ana geri getirmeye odaklanır. Bireylere, zihinsel simülasyonları sınırlamaları ve kontrol edilebilen unsurlar için eylem planları oluşturmaları, kontrol dışı olanları ise kabul etmeleri tavsiye edilir. Öz şefkat pratiği yapmak da hayati önem taşır; çünkü beklemenin zor olduğunu kabul etmek, duygusal yoğunluğu azaltabilir. Kaygı anlarında zihni "şimdi"ye döndürmek için kullanılan 5-4-3-2-1 Tekniği gibi duyu temelli egzersizler, etkili bir odaklanma yöntemi sunar. Kortizol seviyesini düşürmek için yeterli uyku, egzersiz ve nefes egzersizleri önerilmektedir; zira bu hormonun göbekte yağlanmaya neden olabileceği ve kronik hastalıkların zeminini oluşturabileceği belirtilmiştir. Stresin altında yatan neden ortaya çıkarılmazsa, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve sindirim sistemi problemleri gibi rahatsızlıklara yol açabilir.

23 Görüntülenme

Kaynaklar

  • smithamevents.com.au

  • Unibo Magazine

  • Why Waiting Feels Worse Than the Problem: The Key Difference Between Anticipation Stress and Real Stress

  • Futura

  • MDPI

  • Association for Contextual Behavioral Science

Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.