Zorlu Çocukluk Deneyimleri 70 Yaş Üstü Kuşaklarda Zihinsel Dayanıklılığı Nasıl Şekillendirdi
Düzenleyen: Olga Samsonova
Psikolojik araştırmalar, 70 yaş ve üzerindeki bireylerde yaygın olarak görülen zorlu çocukluk deneyimlerinin, ilerleyen yaşlarda önemli ölçüde zihinsel ve duygusal dayanıklılık (rezilyans) geliştirdiğini işaret etmektedir. Bu nesillerin yetiştirilme koşulları, genellikle daha az konfor ve sınırlı duygusal onay ile karakterize edilmiş olup, bu durum yetişkinlikte başarılı yaşlanma için elzem olan güçlü başa çıkma mekanizmalarının oluşumunu tetiklemiştir. Yaşlanma psikolojisi alanındaki çalışmalar, yaşamın ilk yıllarında atılan temellerin iyi bir yaşlılığın belirleyicisi olduğunu vurgularken, zorluklarla erken yaşta karşılaşmanın bir toparlanma becerisi inşa ettiğini göstermektedir.
Bu bağlamda gözlemlenen kilit bir karakter özelliği, duygusal bağımsızlıktır. Bu, yaşlı yetişkinlerin dışsal destek mekanizmalarına yaslanmak yerine kendi kendilerini sakinleştirmeyi ve duygusal durumlarını yönetmeyi erken yaşlarda öğrenmelerinden kaynaklanmaktadır. Amerikan Psikoloji Derneği, dayanıklılığı stresli koşullara iyi uyum sağlama süreci olarak tanımlamaktadır. Bu bağımsızlık, baskı altında sakin kalabilme ve eleştirilere karşı sağlam duygusal sınırlar oluşturma şeklinde kendini göstermektedir. Zorlu erken çevrelere gösterilen uyumlu tepkiler, birçok yaşlı bireyde güçlü bir psikolojik sağlamlık katalizörü görevi görmüştür, şiddetli ve ele alınmamış travmaların risk oluşturmasına rağmen.
Psikolojik sağlamlık, sadece doğuştan gelen bir özellik olmayıp, zamanla inşa edilen, öğrenilebilen ve geliştirilebilen bir beceri setidir. Zorlu yaşam olaylarına rağmen psikolojik ve fiziksel sağlıklarını koruyabilen insanlar için kullanılan bu kavram, stresin etkisini azaltan bir iç kaynak olarak incelenmiştir. Yaşlanma sürecinde bilişsel yetilerin azalması, bireyin bağımsız yaşamını tehdit ettiğinde psikolojik baskı oluşturabilirken, bu değişimlerin bilişsel rezerv düzeyine göre kişiden kişiye büyük farklılık gösterebildiği belirtilmektedir. Öte yandan, düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme ve bağımsızlık gibi faktörlerin başarılı yaşlanmaya katkıda bulunduğu bilinmektedir.
Bu nesillerin geliştirdiği duygusal özerklik, günümüzün daha konforlu yetişen kuşaklarına kıyasla, yaşlılıkta karşılaşılan sosyal ve fiziksel kayıplara karşı daha dirençli bir duruş sergilemelerine olanak tanımaktadır. Prof. Dr. Nevzat Tarhan'ın da belirttiği gibi, yaşlılık döneminde inançlar ümit ve teselli kaynağı olabilirken, erken yaşlardaki deneyimlerle şekillenen içsel kaynaklar, bu dönemdeki psikolojik iyilik halini doğrudan etkilemektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2023'te 65 yaş ve üzeri nüfus 8 milyon 722 bin 806 kişiye ulaşmıştır ki bu durum, bu yaş grubunun psikolojik refahının korunmasının toplumsal önemini vurgulamaktadır.
Zorluklarla başa çıkma yeteneği, bireyin yaşam döngüsünün son aşamasında bile sosyal hayata katılımını sağlamayı amaçlayan aktif yaşlanma stratejilerinin temelini oluşturur. Sonuç olarak, geçmişin zorlukları, bireyin duygusal bağımsızlığını ve stres yönetimi becerilerini keskinleştirerek, yaşlılık döneminde karşılaşılan uyum zorluklarını azaltmada önemli bir rol oynamaktadır.
4 Görüntülenme
Kaynaklar
JawaPos.com
Global Research and Innovation Journal
GoLantang
Jawa Pos
Jawa Pos
UI Scholars Hub
Bu konudaki diğer haberlere göz atın:
Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.