Yapay zeka balinaların dilini şimdi çözdü. Söyledikleri sizi şaşkına uğratacak.
Yapay Zeka ve Yalancı Katil Balina Sesleri Kullanılarak Biyomimetik Gizli Akustik İletişim
Düzenleyen: Inna Horoshkina One
Son yıllarda araştırmacılar, verilerin okyanusun dışına değil, doğrudan içine işlediği gizli sualtı akustik iletişim alanını yoğun bir şekilde geliştiriyor. Makine öğrenimi yöntemleri sayesinde bilim insanları, deniz memelilerinin seslerini taklit ederek deniz ortamına müdahale etmeyen, aksine onunla bütünleşen sinyaller üretmeyi başardılar.
Balinaları duymak için ışığı kullanmak.
Burada mesele sesin yüksekliği ya da gücü değil. Odak noktası, teknolojinin doğanın konuştuğu gibi konuşma yeteneği, yani ince ayar ve benzerlik meselesidir.
Yapay Zeka Hayattan Öğreniyor
Mevcut çalışmalar, özellikle Pseudorca crassidens yani yalancı katil balinaların çıkardığı ıslıklara yüksek düzeyde gerçekçilik kazandırmaya odaklanıyor. WhistleGAN gibi üretken modeller aracılığıyla, yapay zeka geçmişi kopyalamak yerine, okyanusun canlı dilini devam ettirerek yeni ses formları yaratıyor.
Evrişimli sinir ağlarının (CNN) ve üretken çekişmeli ağların (GAN) entegrasyonu şu olanakları sağlıyor:
- Sinyalin kararlılığını korumak,
- Bilgiyi fark edilmeyecek şekilde yerleştirmek,
- En önemlisi, ortamın akustik dengesini bozmamak.
Burada altı çizilmesi gereken nokta şudur: Taklit ne kadar kusursuz olursa, müdahale o kadar az olur. Teknoloji gürültü olmaktan çıkıp, arka planın bir parçası haline gelir.
Biyomimikri Maskeleme Değil, Etiktir
Geleneksel gizli iletişim yöntemlerinde veri, sinyal gücü düşürülerek “gizlenirken”, biyomimetik yaklaşım farklı bir yol izliyor. Bu yöntem, sinyali okyanusun doğal sesleriyle simetrik hale getirerek, dışarıdan bakan herhangi bir gözlemcinin onu doğal bir manzaranın parçası olarak algılamasını sağlıyor.
WhistleGAN her seferinde benzersiz ıslıklar üreterek tekrardan kaçınıyor. Yüksek doğruluk korunurken, ince ayar filtrelerinin kullanılması hesaplama yükünü azaltıyor. Ortalama Algı Puanları (MOS) gösteriyor ki, yapay sinyaller gerçek olanlardan neredeyse ayırt edilemez durumda.
Ancak bu rakamların ardında sadece mühendislik başarısı değil, aynı zamanda bir niyet sorusu yatıyor.
Tarih Hatırlatır: Seçim Her Zaman Vardı
Soğuk Savaş dönemlerinde bile askeri sinyalleri balina seslerine benzetme girişimleri mevcuttu. Günümüzde teknolojiler çok daha ilerledi: Yapay zeka, kayıtları kullanmak yerine sesi sıfırdan üretebiliyor. Paralel olarak, aynı yöntemler deniz memelilerini korumak için de kullanılıyor; örneğin, yapay zeka savunmasız türlerin çağrılarını %96 doğrulukla tespit edebilen izleme projelerinde kullanılıyor.
Aynı teknoloji. Farklı yönelimler. Farklı vektörler.
Gerçekten Önemli Olan Nedir?
Okyanus sadece bir veri iletim ortamı değildir. O, sesin iletişim, yön bulma ve hafıza biçimi olduğu canlı bir akustik alandır.
Bu nedenle temel soru şu şekilde sorulmamalıdır: “Sinyal ne kadar görünmez?”
Aksine, soru şu olmalıdır: “Yaşama hizmet ediyor mu?”
Gezegenin Sesine Ne Katıyor?
Bu yaklaşım, seçim bilincini ekliyor. Teknolojiler artık nötr değil; niyetimizi yansıtıyorlar.
Yapay zeka şunları yapabilir:
- Maskelenebilir,
- Veya uyum sağlayabilir.
Okyanus şunlar olabilir:
- Sömürü ortamı,
- Veya ortak yazar.
Ve ister araştırmacı, ister mühendis, ister sıradan bir insan olsun, teknolojinin gelişimi kontrol yoluna mı yoksa yaşamla işbirliği yoluna mı gideceği hepimizin tercihine bağlıdır.
Gezegen zaten konuşuyor.
Asıl mesele, bizim dinlemeyi nasıl seçtiğimizdir!
Kaynaklar
Nature
Nature
Nature
ResearchGate
ResearchGate
MDPI
ResearchGate
University of Southampton
GeneOnline
Bioengineer.org
IPCC
National Centers for Environmental Information (NCEI)
YouTube
Projects - Northern Nordic river mouth N:P:Si stoichiometry
Projects - Northern Nordic river mouth N:P:Si stoichiometry
Coastal eutrophication and plastic debris - SwitchMed
What are the largest climate change related threats to marine ecosystems in the Nordic region – views from policy makers and managers - Publications
