Endonezya'da yaşanan şiddetli protestolar ve artan güvenlik endişeleri üzerine sosyal medya platformu TikTok, ülkedeki canlı yayın özelliğini geçici olarak askıya alma kararı aldı.
Protestolar, 25 Ağustos 2025'te milletvekillerinin konut sübvansiyonlarındaki artış gibi ekonomik sorunlar nedeniyle başlamıştı. Ancak, 28 Ağustos 2025'te motosikletli kurye Affan Kurniawan'ın bir polis aracı çarpması sonucu hayatını kaybetmesiyle olaylar daha da tırmandı. Bu trajik olay, ülke genelinde büyük bir tepkiye yol açarak protestoların Cakarta, Surabaya ve Makassar gibi büyük şehirlere yayılmasına neden oldu. Makassar'da bir yerel meclis binasında çıkan yangında üç kişi hayatını kaybetti.
Durumun ciddiyeti karşısında Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Çin'e yapacağı planlı ziyareti erteleyerek ülkesinde kalma kararı aldı. Hükümet, aynı zamanda TikTok ve Meta gibi sosyal medya platformlarının temsilcilerini çağırdı. Amaç, protestolara neden olan yanlış bilgilerin ve kışkırtıcı içeriklerin yayılmasını önlemek için platformların içerik denetimini güçlendirmesini sağlamaktı.
Hükümet yetkilileri, özellikle dezenformasyonun demokrasiyi baltaladığına ve halkın katılımını engellediğine dikkat çekerek, platformlardan daha proaktif davranmalarını talep etti. TikTok'un Endonezya'da 100 milyondan fazla kullanıcısı bulunuyor. Şirket, platformda güvenli ve medeni bir ortamı sürdürme taahhüdünü vurgulayarak, topluluk kurallarına aykırı içerikleri kaldırmaya devam edeceğini ve durumu yakından izlediğini belirtti.
Canlı özelliğin askıya alınması, bu tür hassas dönemlerde gerçek zamanlı iletişimin potansiyel risklerini ve platformların sorumluluğunu bir kez daha gündeme getirdi. Canlı yayınlar, olayların belgelenmesinde önemli bir araç olsa da, aynı zamanda gerilimi tırmandırabilecek veya yanlış bilgilerin hızla yayılmasına neden olabilecek bir nitelik taşıyor. Bu olaylar, dijital platformların toplumsal olaylardaki rolünün ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. TikTok'un aldığı önlem, platformların yalnızca içerik barındırmakla kalmayıp, aynı zamanda çevrimiçi söylemin toplumsal etkilerini de göz önünde bulundurması gerektiğini ortaya koyuyor.
Canlı özelliğin ne zaman yeniden etkinleştirileceği henüz belirsizliğini korurken, Endonezya'daki durumun karmaşıklığı ve gelişmelere açık olduğu görülüyor.