Yerçekimi dalgaları, kara deliklerin oluşamayacağı kütle aralığını yeni açıkladı. Nature, Nisan 2026, LIGO/Monash University
Uluslararası bir araştırma ekibi, kütleçekimsel dalgalar aracılığıyla tespit edilen birleşen kara delik kütlelerinin analizinden elde edilen verilerle, çift-kararsız süpernovaların varlığına dair güçlü kanıtlar sundu. Bu bulgu, tek bir dev yıldızdan doğrudan oluşmaması gereken kara delik kütlelerinde teorik olarak öngörülen "yasaklanmış aralık" kavramını neredeyse kesinleştirdi. Keşif, 1 Nisan 2026 tarihinde Nature dergisinde yayımlandı ve çalışmanın merkezinde Monash Üniversitesi araştırmacıları yer aldı.
Bu uluslararası çaba, LIGO-Virgo-KAGRA gözlemevi ağının topladığı uzay-zaman dokusundaki dalgalanmalar kullanılarak, evrenin en yıkıcı olaylarından birine dair kanıtları ortaya çıkardı. Analiz, birleşen kara delik çiftlerindeki kütlelerde bir boşluğa odaklanarak ayrıntılı bir açıklama sundu; özellikle bu çiftlerdeki daha küçük kara deliğe dikkat çekildi. Temel veriler, Güneş'in kütlesinin 45 katından daha büyük kütleye sahip kara deliklerin nadir olduğunu gösteriyor, çünkü bu kütle aralığındaki ana yıldızların büyük olasılıkla çift-kararsız süpernova olarak patladığı düşünülmektedir.
Çalışmaya katılan kilit isimler arasında Monash Üniversitesi'nden (OzGrav üyesi) Doktora adayı Hui Tong, Toronto Üniversitesi ve CITA'dan Profesör Maya Fishbach ve OzGrav Baş Araştırmacısı Profesör Eric Thrane bulunuyor. Hui Tong, verilerin, ana yıldızların çift-kararsız süpernovalara maruz kaldığı için yasak kütle aralığında yıldız kökenli kara delik göstermediğini belirtti. Profesör Fishbach ise bulguların, çift-kararsız süpernovaların dolaylı kanıtlarını sunduğunu ve kara deliklerin tekrarlanan birleşmeler yoluyla büyüdüğünü doğruladığını ifade etti.
Çift-kararsız süpernovalar, dev yıldızların ölümü sırasında normalde üretilenlerden daha güçlü patlamalar olarak tanımlanır; bu patlamalar uzay-zamanı bir kara deliğin aşırı yoğunluğuna bükmek yerine, yıldızı tamamen parçalar ve geride hiçbir kalıntı bırakmaz. Bu olaylar ilk olarak 1964'te Fred Hoyle ve William Fowler tarafından teorize edilmişti. Daha önceki çalışmalar, yıldız çöküşünden kaynaklanan kara deliklerin kütle spektrumunda yaklaşık 40 ila 130 Güneş kütlesi arasında bir boşluk yaratması gerektiğini öngörüyordu.
Bu keşif, evrenin en büyük yıldızlarının yaşamları ve ölümleri hakkındaki uzun süreli bir soruyu çözüme kavuşturuyor ve kara deliklerin birleşmeler yoluyla nasıl büyüdüğüne dair kanıtları güçlendiriyor. Profesör Eric Thrane, bu sonucun heyecan verici olduğunu vurgulayarak, bu keşfin kara delikleri kullanarak yıldızların içindeki nükleer reaksiyonlar hakkında bilgi edindiklerini gösterdiğini belirtti. Bu tür gözlemler, gelecekteki veri setlerinin artmasıyla, kütle boşluğunun sınırlarının daha kesin bir şekilde belirlenmesine olanak tanıyacak.