Pooh Shiesty - FDO
GAYA ONE | Dünyanın Sesi: Bu Haftanın Ritimleri (4. Bölüm)
Yazar: Inna Horoshkina One
Aralık ayı, sesleri her zaman daha yoğun hissettirir; soğuk, basları derinleştirir ve sözleri daha keskin, daha dürüst kılar. Bu Cuma da tam olarak böyle bir gün oldu: Güne büyük rap yayınları damgasını vururken, sektörün diğer yüzü de kendini gösterdi; turneler, yeni anlaşmalar, telif hakları tartışmaları ve belgesel niteliğindeki itiraflar gündeme oturdu.
Nas & DJ Premier - "NY State Of Mind PT. 3"
Hip-hop sahnesinde akşamın yıldızı, 21 Savage'ın yeni albümü What Happened to the Streets? oldu. Bu çalışma, kentsel kroniklerin sert ve sinematik bir yansıması gibi; sokakların sadece bir fon değil, hikayenin ana karakteri olduğu bir anlatım sunuyor. Ona eşlik eden isimler arasında, metin ve duygunun yine ön planda olduğu geniş kapsamlı bir yayınla Conway the Machine ve “Geri geldim” şeklinde kısa ama güçlü bir mesaj niteliğindeki single’ıyla Pooh Shiesty yer alıyor.
Taylor Swift | The Eras Tour | Son Konser | Resmi fragman | Disney+
Aynı müzikal dalgada, yıllardır beklenen bir gelişme yaşandı: Nas ve DJ Premier nihayet Light-Years adlı tam teşekküllü çalışmalarını piyasaya sürdü. Bu, nostaljiye sığınmak yerine, “klasik” sound’un bir müze değil, yaşayan bir güç olabileceğinin kanıtı niteliğinde.
Tek bir türe sıkışıp kalmamak adına, gün bize “güneşli bir mola” da sundu: Judeline, tam ortasında yaz esintisi barındıran, türden bağımsız ve hafif EP’si VERANO SAUDADE’yi yayımladı.
Endüstri cephesinde ise büyük ölçekli hareketlilik devam ediyor: HYBE, konser performanslarında kaydettiği güçlü yılı raporlarken, ROSÉ solo çıkışları için küresel temsil ağını kuruyor. Öte yandan, NewJeans ve ADOR arasındaki hukuki süreç, tartışmaları yeniden sözleşmeler ve oyunun kuralları zeminine taşıyan bir sonuca ulaştı. Eş zamanlı olarak Bollywood’da telif hakları etrafında bir polemik patlak verdi; zira bir hit şarkının duyulduğu yerde her zaman şu soru gündeme gelir: Gerçekte bu ses kime ait?
Popüler kültür cephesinde ise Cuma, perde arkasına odaklanan bir ekran etkinliğiyle renklendi: büyük bir turnenin perde arkası belgeseli yayınlandı. Bu yapımda sadece alkış sesleri değil, aynı zamanda bu ölçeğin bedeli de duyuluyor. Avrupa da sessiz kalmıyor; Sanremo seçmeleri geleceğin seslerini toplamaya devam ederken, Alman televizyon finali akşamı, “kendi” tınısını seçme ritüeline dönüştürüyor.
Bu hafta gezegenin ses skalasına neler eklendi?
Bu hafta, güzelliğini kontrasttan alan bir zenginlik kattı. Sokakların derin basları gerçeği hatırlattı. Boom-bap efsanelerinin geri dönüşü sağlam bir dayanak hissi verdi. Sıcak EP ise ortama ışık saçtı. Endüstri haberleri ise genel nabzın; turnelerden, anlaşmalardan, sahnelerden, stüdyolardan, tartışmalardan ve zaferlerden oluşan milyonlarca bireysel ritmin birleşimiyle nasıl oluştuğunu gösterdi.
Belki de haftanın en iyi özeti şudur: Hâlâ tartışıyor, sayıyor, listeleri ve kontratları bölüşüyoruz. Fakat ne zaman bir bas sesi, bir vokal ya da bir yaylı tını tam kalbe dokunsa, dünya bir anlığına kendini bir pazar yeri değil, orkestra olarak hatırlıyor; ki bu orkestrada herkesin gerçekten duyulma şansı var.
